Ana Sayfa Yazarlar 26.10.2021 528 Görüntüleme

CUMHURİYETİN FAZİLETLERİ İLE TÜRK KADINI

Bir ailenin bir ülkenin gücü, kadının ve erkeğin eşit şartlarda eşit haklara sahip olması ile mümkündür. Osmanlı’nın son zamanlarında, İslam’ın, daha doğrusu Arap kültürünün etkisi ile, kadın aile içinde ve dışında, sosyal ve ekonomik alanlarda, medeni haklarda ve iş gücünde maalesef bir eşya gibi değerlendirmelere maruz kalmış, kadına ait tüm kararlarda ve hareket edebileceği alanlarda ve de konularda maalesef erkekler söz sahibi olmuşlardı.

Kurtuluş Savaşı’nda kadınlarımız cesur yürekleri ile hem ordumuza yardımcı olmuşlar hem de kahramanlık destanlarına isimlerini altın harflerle yazılmışlardır; Kara Fatma, Halide Onbaşı (Halide Edip Adıvar), Şerife Bacı, Halime Çavuş (Kocabıyık), Nezahat Onbaşı, Çete Emir Ayşe, Gördesli Makbule, Tayyar Rahmiye ve daha niceleri olmak üzere. Ülkemizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı inkılaplar ile çağdaş ve gelişmiş bir ülke icra edebilmek için, öncelikle Türk kadının, siyasetten ekonomiye tüm alanlarda aktif ve katılımcı olması sağlanmıştır. Bunun için ülkemizde yaşamın her alanında yenilikler yapılarak, harf inkılabı ile okur yazar oranı arttırılmış, Çağdaş giyimden takvime ölçü ve tartı birimlerine kadar yenilikler getirilmiş, Medeni Kanunun getirilmesi ile kadının medeni haklarından yararlanması sağlanmış, Anayasa ile kadının siyasette seçme ve seçilme hakları verilmiş, yine kadının çalışma ve sosyal hayatına kadar her alanda çağdaş ve gelişmiş adımlar atılmıştır.

Yani, Cumhuriyet ile her alanda ve konuda kadın erkek fırsat eşitliği sağlanmıştır. 1926 yılında Medeni kanun ile kadınlara aile ve toplum hayatında birçok Avrupa ülkelerinden daha önce olan geniş haklar verilmiştir. Bana göre Atatürk tarafından kadınlarımıza altın tepside bu haklar sunulmuştur. Böyle bir lidere sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu umarım birçok kadınımız biliyordur. Türk kadınlarını, şeriat zincirlerinden kurtaran, Medeni kanun ile evlenmeden boşanmaya velayete, miras payından şahitlik yapabilmeye kadar Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile kadın-erkek eğitim işlerine kadar birçok düzenlemeler yapılarak Türk kadını birçok alanda gücünü ve yetkisini almıştır.

Örneğin; İlk Türk kadın Avukat (meslektaşım) Beyhan hanım 1927’de İstanbul barosuna kayıt yaptırmış ve 28 Kasım 1928’de ilk duruşmasına girmiştir. 31 temmuz 1932’de Türkiye güzeli Keriman Halis Belçika’da Dünya güzeli seçilmiştir Atatürk ona Ece ünvanını vermiştir. Atatürk’ün sekiz manevi kızlarından biri olan Sabiha Gökçen Türkiye’nin ilk kadın pilotu olmuştur. Seçme ve seçilme hakkına dünyadaki birçok ülkeden önce Türk kadınları kadını sahip olmuş olması nedeniyle 1933 yılında Çine’den ilk kadın muhtarımız Gül Esin biz kadınların övünç kaynağı olmuştur. 1935 yılında da 17 kadın vekillerimiz meclise seçilmişlerdir.

Spordan sanata, tiyatrodan sinemaya, edebiyattan müziğe, tıp’tan hukuk alanına, eğitim’den teknolojiye, her türlü iş alanında, siyasette, kadınlarımızı görmek Türkiye Cumhuriyeti’nin fazileti olmuştur. Bu nedenle, Türk kadını Cumhuriyet’in getirdiği bu faziletlere sahip çıkmalı ve yetiştireceği gelecek nesillere bu kutsal görevi onurlu bir şekilde devretmelidir. Haklarını ve özgürlük alanlarını belirleme için asla başkalarına yetki vermemelidir. Atatürk İlkelerinden, Çağdaşlıktan ve Medeniyetten asla ödün vermemelidir. Yerel ve genel seçimlerde, seçilen biz kadınların daha çoğunlukta olması hâlinde işte o zaman ülkemiz demokraside gelişmiş bir ülke olacaktır. Kadınlar, her alanda olduğu gibi siyasi partilerde de asıl karar verici ve yöneticiler olmalıdırlar. Seçilmiş kadınların çoğunlukta olması, Cumhuriyetimizin fazileti olacaktır. Cumhuriyetimizin faziletlerine sahip çıkmamız dileğimle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Hepimize Kutlu Olsun.

Av. Nebahat OSKAY ÜRÜN Türk Kadınlar Birliği Derneği Kuşadası Şubesi Başkanı

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

YENİ BİR KABUS MU GELİYOR?

YENİ BİR KABUS MU GELİYOR?

Hazır Site by Uzman Tescil