FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 5.05.2022 1008 Görüntüleme

Edebiyatçı , Yazar

SOKAKLAR

Dünyada var olunan bir zaman vardı; Bir de var olunamayacak bir zaman.

Bundan daha iki yıl önce bu zamanlarda bir küresel salgın sokakla tüm bağlarımızı kopardı. Eskiden nüfus sayımı yapılan “Pazar” günleri vardı. İki yıl boyunca o sayım günlerini hatırladık. Eve ne bir nüfus memuru geldi ne de ona bir çay ikram ettik. Hayatı sokaktan alıp eve sığdırdık. İki yıl önce, daha dün!

O zamana kadar, salgına kadar, sokakların en iyi arkadaşları insanlardı. Kızıl Meydan’da buz pateni ile kayanlar, Trafalgar’da resim ziyafetinden çıkıp güvercinlere yem verenler,Taksim’de sokak çalgıcılarının eşsiz müziğine ritim tutup dans edenler, Kuşadası’nda sahilleri dolduran insanlar. Sokak, insandı. İnsan, sokak. Köpeklerin, kedilerin çok daha rahat gezebildiği yerler oldu sokaklar. Kimse özgürlüklerini kısıtlamadı. Onca sıkıntının, dersin içinde kimse onların rahatını bozmayı aklının ucuna getirmedi.

Bugün, salgının bittiği bu günlerde yine onların rahatını bozmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yıllardır yaşadıkları sokaklardan alıp “sözde kısırlaştırma” bahanesiyle yerlerinden ediyoruz. Üstelik, tekrar eski yerlerine bırakacak kadar da nazik değiliz.

**

İnsanlar ve sokaklar aslında birbirlerinin zıttıydılar. Biri dört duvarın sahibi, diğeri gökyüzünün zemini. İnsan hep sever gibi görünse de, sisleştirdi sokakları. Yolları kendine göre yonttu; işaretledi, genişletti, daralttı; Olmadı, yine bir heykeltraş edası ile uslanmadan sürdürdü. Dedi ki, “Ey sokaklar! Benim istediğim şekilde, benim arzu ettiğim hale geleceksiniz!” Yılmadı, uslanmadı, paralar döktü. Sokaklar sırf kendine benzesin diye. Yolları teke, kalpleri binbir parçaya böldü. Yine uslanmadı.

Birileri haykırdı o sırada. Kime biliyor musunuz? Ufuk Çizgisi’ne ( ben böyle söyleyeyim de asıl sen anla dercesine)

Yıllarca yetmedi mi gök ile denizi ayırdığın? Kılık değiştir, renk değiştir, şekil değiştir. Gel! Bak! Yetim bir sandalye ile öksüz bir fener sana muhtaç burada. Ne fenerin ışık olduğu bir gemi; Ne sandalyenin ağırlayacağı tek bir kişi kaldı. Kumlar, sular, yıldızlar hüzünlü;yalnız, hep tek! Öyle bir gel ki;hepsine yoldaş ol. Görmeseler de olur seni. Hem ne zaman göründün ki? Ufuk bir çizgiye hiç sığmış mı ki?

**

Sokaklar nefret etti betonlardan. Her gün sahnesini alan güneş de. Kuşadası’nın güneşi mesala. Şöyle dedi ,” Ben Kuşadası’nda çok güzel batarım. Sokaklar en iyi arkadaşım. Gökyüzünde, her mevsim farklı bir senaryo ile renklerimi sunarım. Bir tiyatro sahnesinin dekoru gibi. Kimi zaman portakal turuncusu, kimi zaman kanlı kızıl, kimi zaman da ayışığı ile karışan bir rengim ben. Buralılar,Kuşadalılar, yani Adalılar, benim yani güneşin ne kadar güzel battığımı bilir. Yokuş aşağı inerken kullandığınız yola betonlar dikmezdeniz beni hep görürsünüz. Yüksek katları yerleştirseniz sokaklara, hayatı kaçırırsınız! Varlığında fark etmeyip, yokluğunda derin bir sızı hissederseniz. Geçmişe gidip, “Şöyle doya doya izleyeseydim” özlemi hep sizinle olur. Güneşin batışını cümleden kaldırınca yerine bir dolu başka kelime koyulabilecek bir özlem…”

Sizce de haklı değil mi güneş? Sokağın en iyi arkadaşı güneş…

**

Sonra bir gün tekrar hatırlanır o salgın günleri. Sokakların o tenhalığı, o güzelliği hatırlanır. Şair oturur yazar şu dizeleri;

Yıllar geçti, seneler devrildi.

En sonunda, sokaklar da, yollar da bir nefes aldı.

Tam da insanların nefes alamadığı zamanda.

Her şey zıttı ile birdi, tekti.

Dünyada var olunan bir zaman vardı; Bir de var olunamayacak bir zaman. Bir de, sokakların bile “oh be” dediği bir zaman

Sevgiler,

Özlem Çallı

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil