Ana Sayfa Yazarlar 3.06.2022 314 Görüntüleme

Şair , Yazar , YEŞİM'İN ADASI

BERİL VAROL ‘amadı

Gök yarılsın.Yansın evren..ateşler sarsın dört bir yanı

Avaz avaz bağırmak istiyorum.Bildiğim bütün küfürleri haykırmak.

Ağlayayım hıçkıra hıçkıra.. firlatayım her şeyi.Kırılsın paramparça olsun.

Yetmez ki..Yetmez.Yetmez….Yetmez…

Çıkayım sokaklara…bağırayım,yoruluncaya kadar,sesim kısılıcaya kadar bağırayım.

Yetmez ki..yetmez…yetmez.

Litrelerce su içeyim.tazyikli sularla ıslatsınlar

Yet mez ki.Sönmez ki ateşi. Sönmez ki!

Ya Berrin ablamın yüreğ! Cüneyt abimin yüreği! Onur’umun yüreği!

Onların yüreği,onların bedeni kor ateş.Her nefes alışlarında yeniden alevleniyor.Her nefeste biraz daha harlıyor.

Geçen hafta bu saatlerde Beril’im,Minik kemancım belki kitabnı okuyordu,ya da yarının yemeğini hazırlıyordu…belki çamaşır attı makineye..sabaha işe gidecek olmanın telaşı,haftayı bitirip belki biraz soluklanma molası vereceği hafta sonu planı yaptı.

Saatler sonra bunları asla gerçekleştiremeyecek olduğunu bilmeden.

Bir daha annesini babasını abisini..göremeyecek olduğunu bilmeden.

Bir daha işe gidemeyecegini bilmeden.

Bir daha sabahlara uyanamayacağım bilmeden.

Bir daha kemanını çalamayacağını bilmeden

Benim Minik kemancım…

Ben onu hep Minik kemancım diye çağırırdım.Keman çalarken yüzünü seyrederdim

Masumiyetti o yüz. Kendini tamamen çalmaya adamış, kemanla bütünleşmiş bir melek.

Beni kırmayıp çaldığı zamanlar ve çalması bitince yüzündeki o tebessüm.

Ve fısıltıi gibi sesi,sakin huzur veren ve elle tutulabilen bir yumuşaklıkla duyduğumuz sesi

O anda bağırmış..

‘İMDAT,POLİS’

diye.Komşular duymuş.O fısıltı yumuşak sesi korkudan kimbilir belkide hayatında ilk defa haykırdı.

Beril’im güzel kızım…senin artık keman çalışını duyamayacak olmak…O sesini …gülümsemeni..gözlüklerin ardındaki bebek bakışını göremiycek olmak…bunlar kötü bir şaka, kötü bir kabus gibi 1 haftadır kendi kendime söylediğim tek sebep.

Ve o guzel arslan parçası oğluş Ömer’imiz.Yavrularımız…

Minik kemancım…Ben hala anneni,babanı arayamadım.Asil kadınım ,canım ablam,abim ben ne derim ki şimdi onlara.Onları ne teselli edebilir ki?En son konuştuğumuzda annen bana’ Yeşim sen çok iyi bir yazar olacaksın.Buna yüreğimle inaniyorum”.demişti.İmza günümde Beril’im keman çalar artık demiştim.’

Şimdi anneni aradığımda, o sesini görecek olmak benim canımı öyle acıtıyor ki.

Başin saolsun…herkes böyle diyor.Ne saçma ne aptalca bir kelime..canın gitmiş.. insanlar başın saolsun diyor.Ben diyemem ki anne babana.Ben ilk defa ne diyeceğimi bilmiyorum.Ne denir onu da bilmiyorum.Saçma sapan taziye cümlelerini asla söylemeyecegimi biliyorum sadece.

Seni uğurlamaya gelemedim.Gücüm kalmadi..Ama ordaydım..Seni kaybettiğimizi duyduğum ilk andan itibaren kalbim ordaydı.Annenle, babanla, abinle, teyzenle…Şirin ablan ağlayarak aradı “Anne Beril’imiz nasıl kaybettik.?.”

Bir psikopat ,sapkın bir mahluk, Berili’mizi ve arkadaşını katletti.Gözünü kırpmadan öldürdü.Dedim.”Anne anne Avrupada ölmek mucize,Türkiye de yaşamak.”dedi.Sustum.hakıydı.

“Gelmeyin dönmeyin bu ülkeye.Sizi özlüyorum ama olsun.En azindan sağlıklı ve hayattasınız”dedim.

 

Bu ülke benim ülkem.Ama lanet olsun bu ülkede yaşayan erkek zihniyetine…terör…geçim sıkıntısı..ülkeyi soyanlar..çoluğa çocuğa, hayvana tecavüz edenler…Bir kereden bir şey olmaz diyen cahiller sefiller sapıklar..

Ya o katil psikopat mahlukat..sen nasıl bir caniydin.Planlayıp vahşice evlatlarımızın nasıl canına kıyabildin.

Birkaç cahil,kendini bilmez yazmış.Üniversite mezunu,sanatçı diye.Ne alaka ya….üniversite mezunu veya sanatçı olunca psikopat katil olunamaz mı.Alın işte cehaletin,çürümüşlüğün ,sapıklığın ve katil olmanın ünv mezunu olmakla alakası yokmuş…her ensturuman çalan katil olamaz diye bir kural yokmuş.

Birinin iyi olması,üniversite mezunu olması veya sanatçı olması yetmiyormuş demek ki.Toplum,bizim insanlarımız,bizim ülkemizin erkek hegemonyası,aile yapıları öylesine çürümüş ki ne kadar eğitimli olsada o zihniyet..o erkek zihniyeti beyinlerine işlemiş,çocuga hayvana,kadınlara,kızlarımıza kıyan zihniyet.

İstanbul Sözleşmesi yaşatır diye bas bas bağırdık.Onu bile yok ettiler.Bir ülkenin cumhurbaşkanının ağzından sürtük diye kelime duyup alkışlayan manyak bir zihniyette var.Pırıl pırıl gençlerimizi kızlarımızı katleden vahşiler iyi halden 3-5 sene yatıp çıkıyorlar ve öldüremedikleri kadınları,yarım bıraktıkları işlerini tamamlamaları için salıveriliyorlar.

Kokuşmuşsunuz..sistem kokuşmuş,o sistemi koyanlar uygulayanlar daha da kokuşmuş.

Kan kokusuna alıştırdınız bizleri…Şiddet…ölümler,parçalanmış insan cesetleri,soygunlar,milleti salak yerine koyup aptallaştırmalar.

Geberin istiyorum.Corana virüsü deniyor.En büyük tehlikeli virüs sizlersiniz.Sizin boş kafalarınızın içindeki bağnaz,sapıkça düşünceleriniz.Millete hakaret ettiğiniz fütursuzca söylemleriniz.

İnsanın ülkesi neresidir?….neresi….ben benim ülkemden utanıyorum.Böyle bir zihniyetin vatandaşı olmaktan…bastırılmaktan,sesimi çıkaramamaktan,Beril im gibi

kızlarımızı,kadınlarımızı,çocuklarımızı,hayvaları koruyamamaktan utanıyorum.Sustuğumuz için utanıyorum.

Beril’imizi koruyamadık,Özgecan’ı koruyamadık,Güldünya öldürülüldügüne sustuk.Sarı öküzü o gün vermiştik.

Bu yazıyı yazarken kelimelerle savaşıyorum.Devam edemedim.gecenin karanlığı boğdu içimi.Dışarda rüzgar fırtına var.Yüreğimdeki fırtınanın yanında meltem gibi.

Yatağa yattım.Gözlerimi kapatınca Beril’imin yüzü gözümün önünden gitmiyor.Geceyle boğuşa boğuşa uyumuşum.

Kapı çaldı hafifçe..fırladım yataktan..gecenin bu saatinde kim?korkuyla açtım kapıyı.

Beril’im, karşımda.Bembeyaz bir elbise ve elinde kemanı.’Berilllllll..minikkkkk kemancım’ diye çığlık attım.

Hiç konuşmadı sadece o melek tebessümü.Kafamı çevirdim seslendim oğluma ’Annemmmm Berillll geldi.’döndüm kapıya.Beril yok.Nasıl ya nereye gitti.Bağırdım Berillllll..Minik kemancım..Berillll’ kendi bağrışıma uyandım.Yatagımdaydım.Koştum kapıyı açtım.Kimse yok.Saate baktım sabahın 5’i..o kadar gerçekti ki..bir sigara yaktım.Hala etkisindeydim.Gerçek olmasını çok istediğim bir rüyaymış.Tekrar gidip kapıyı açtım.Yok kimse.

Beril’im sendin biliyorum.Elinde kemanın geldin.O tebessümün gözlüklerin ardındaki…

O anda sabahın o saatinde anneni aramak istedim….’BERİL GELDİ…BEMBEYAZ ELBİSELER içinde gülümsüyordu.Kemanı elinde….Geldi ablacım minik kemancım geldi…’diye aramak istedim.

Yazdım sildim..yazdım sildim…Annene de git Beril im….babana da git…şu an seni rüyada bile olsa görmeye öyle ihtiyaçları var ki.

Öyle otururken yazıma devam etmeye başladım.Gece yarım bıraktığım ve rüyada bile olsa senin gelişinle kendime geldiğim yazıya.

Acılara Tutunmak demiş Hasan Hüseyin Korkmazgil

Acı çekmek özgürlükse

Özgürdük ikimizde

….ben bölmüşüm yüreğimi

Başkaldıran dizerlere

Kavuşmak özgürlükse

….yalanmış hepsi yalan

Savrulup gitmek varmış

 

Acılara tutunduk…,savrulduk,darmadağın olduk,annen..baban.abin teyzen..hepimiz..Sen defalarca aldırdığın uzaklaştırma kararlarından,korkuyla ev arayışlarından…hapisaneye çevirdiği hayatından

kurtuldun Beril’im.Özgürsün.En güzel yerlerde kemanınla şarkılarını çalıyorsun.O melodileri bizler duyuyoruz.Belki bir kuşun şakımasında,beki bir sabah esintisinde..Heryerdesin Beril m.

Hayatım boyunca şiddete karşı oldum.Bir insanın bırakın başka bir insanı öldürmesini…başka bir canlıya zarar vermesinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağına inandım.Barış için çıkarılan savaşları anlamadım.Silahlanmaya verilen parayla dünyadaki açlığın giderilmesin mümkün olabilecekken hala durdurulmamasına inanamadım.

Mincik bedenlere,sessiz dostlara yapılan tecavüzleri gördükçe insan olmaktan utandım.

Bir çocuktan katil yaratan zihniyeti anlayamadım.Anne babaların evlatlarını İNSAN olmak için yetiştirmediklerini gördüm.Ögretmenlerine hakaret eden,bıçak çeken,öldüren öğrenciler,gençler gördüm.İdealizim adı altında kendi insanını öldüren insanlar gördüm.İlk kelimesi OKU olan kitabı okumayıp,onun üzerinden sömürü yapanları gördüm,.gördüm de gördüm.

O kadar çok kötü şeyler gördüm ve görüyorum ki .Bunların hepsini BENİM ÜLKEM bana yaşatıyor.

Vatandaşı olan bana Sürtük diyen ilkokul mezunu bir cahil ve uleması ve bunlara tapan bir kesim var.

Yansın yıkılsın.Tarihteki yok olan Lut kavmi veya Pompei gibi yerle bir olsun.

Ükemin güzel ahlaklı Beril ‘imin anne babası gibi.muhteşem evlatlar yetiştiren,yıllarca çalışıp pırıl pırıl evlatlarını okutup,her daim ilgisini,önemini gösteren,elini evlatlarının üzerinden çekmeyen Berrin ablam,Cüneyt abim gibi güzel insanlarda var.Ama işte kokuşmuş zihniyet ve sapık düşüncelerin bir virüs gibi geçtiği eğitimlide olsa psikopat katiller yetiştiren ailelerde var.İşte mahlukatlar yüzünden bizim canlarımız daha ne kadar yanacak,28 yaşında,20 yaşındaa gencecik evlatlarımızı daha ne kadar toprak altına koyacağız.

Bu ülkenin toprağı doydu artık…minicik bedenlere,defalarca bıçaklanmış anne bedenlerine,patileri kesilmiş hayvan dostlarımıza….yakılan ormanlardaki o güzelim ağaçların küllerine…

doydu bu topraklar…

Ama sen Berili’imizi bizden alan katil,adına insan denilen mahluk…o toprak seni kabul etmeyecek.Sen karanlıkların en dibinde…çıkılmaz uçurumların,başı olmayan girdaplarında olucaksın.

 

Oğluma hep tembihlediğim..bıkmadan usanmadım yıllardır söylediğim.Söyleye söyleye kafasına işlediğim.’Annem kız arkadaşlarına iyi,güzel ve saygılı davran.Hürmetle yaklaş.Sana saygısızlk etselerde sen hep saygılı davran.Sözlerinle bile incitme’

Oglumda bana hep şu cevabı verdi.’Anneciğim,benim bir ablam var.Eniştemin ablama nasıl davranmasını istiyorsam.Bende kız arkadaşlarıma öyle davranıyorum.Çunkü benim kız arkadaşlarımda belki bir başkasının ablası,veya kardeşi.’

Bütün bunlar hep güzel ve doğru,iyi ,ahlaklı ve İnsan olmanın getirdiği değerler.Oglum Beril’ imizi duyunca bana şöyle dedi.’Anne bir insan sevdiğine nasıl zarar verebilir..Bir insan başka bir insanın yaşam hakkını nasıl elinden alabilir.Bir insan bir canlıyı nasıl öldürebilir?

Cevap veremedim.Sustum…..herkes gibi sustum.Sustuk.

Susmamalıyız aslında…hani dedi ya Nazım bugün ölüm yıldönüm olan Nazım.

..

Bu dünyada bu zulüm senin sayende….

……

Eziliyorsak

Kabahat senin,

Demeğe de dilim varmıyor ama

Kabahatin çoğu senin….

……….

Hepimiz kabahatliyiz.Ama bu Beril’mizi,Ömer’imizi geri getirmiyor.Bundan sonra kimbilir hangi genç kızımızın,annemizin,hangi kadının ismini yazacağız.

Sıra size gelene kadar hep bir haber bir reklam gib görüyorsunuz.Biz yanyoruz…kor ateşlerdeki yangınımız hiç sönmeyecek.Berrin ablam,Cüneyt abimin gözyaşları evlat hasretleri hiç geçmeyecek.En güçlü sözlerle teselli etsem ne fayda.

Bizler hep Beril’imizle olucaz.Onun 28 yıllık yaşamındaki onurlu ve müziğe,mühendisliğe katkılarını anlatıcaz.

BİR BERİL VAROL vardı.

Annesinin, babasının , abisinin prensesi

Benim Minik kemancım

BERİL VAROL’amadı.

Var oldu,güzel yaşadı,okudu,mühenis oldu,sanatçı oldu.

Ama VAROL’AMADI.

İZİN VERMEDİNİZ

KEMANLAR SUSTU,MÜZİK SUSTU…MELODİLER SUSTU.

SUSTUNUZ…SUSTUK….

BERİL’İM..MİNİK KEMANCIM SENİ DUYMAYA..SENİ DİNLEMEYE VE SONSUZA KADAR SENİ SEVMEYE DEVAM EDİCEZ.

Minik Kemancım benim.

 

Yeşim Teyzen….2/haz.2022

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil