FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 9.11.2022 806 Görüntüleme

Göğüs Hastalıkları Uzmanı

DÜNYA DİYABET GÜNÜ

Değerli okuyucularım ; “Çok su içiyorsun, çok tuvalete gidiyorsun. Sende sakın şeker olmasın? “ cümlesini hayatınızda kaç kere duydunuz kim bilir. Dünyada 382 milyon, Türkiye’de ise 7 milyon şeker(diyabet) hastası (nüfusun %15 i) olduğu tahmin edilmektedir. Gördüğünüz gibi hiç azımsanacak sayılar değil. 14 Kasım “Dünya Diyabet Günü”. Bugünün olduğu haftada, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Sağlık Bakanlığı bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları yapmaktadır. Önce diyabetes mellitus (şeker hastalığı) nedir ona bir bakalım. Bir de sık sık duyduğumuz insülin direnci var.

Diyabet, vücutta insülinin üretilmediği, az üretildiği veya üretilen insülinin etkili bir şekilde kullanılamadığı durumlarda ortaya çıkan, kan şekeri yüksekliğiyle seyreden kronik bir hastalıktır. İnsülin direnci, pankreas tarafından üretilen normal miktarda insülinin yağ, kas ve karaciğer hücrelerinde gerekli veya yeterli tepkiyi oluşturamaması durumudur.

Peki insülinin olmaması, az olması veya görevini yapamaması ne gibi sonuçlar doğurur? Kan şekerinin yüksek seyretmesi. Şeker vücut için gerekli mi? Elbette. Vücudumuzun enerji ihtiyacı, yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan besin öğelerinin en önemlisi “glukoz” adı verilen basit şekerlerdir. Glukoz başta beyin olmak üzere vücudun tüm organlarının önemli bir besin kaynağıdır. Beyin ve diğer organların çalışabilmesi için kanda şeker belli seviyede olmalıdır.

Beslenme sonrası emilime bağlı kanda şeker hızla yükselir. Bu ise midenin arka kısmında bulunan pankreas isimli organdan insülin salınımına neden olur ve kanda yüksek oranda bulunan şekeri hücre içine sokarak ya kullanılmasını yada değişik kimyasal süreçlerden geçerek depolanmasını sağlar. Kan şekeri düştüğünde ise glukagon isimli hormon kan şekerini yükseltmek üzere devreye girer. İnsülin görevini yapamadığı zaman diyabet (şeker hastalığı) oluşur. Bu ise: Kişinin 8 saat açlığı takiben bakılan kan şekeri 126 mg/dl. üzerinde ise veya Oral Glukoz Tolerans Testinin(şeker yükleme testi) 2. saatindeki kan şekeri 200 mg/dl. üzerinde ise; çok su içme, çok idrara çıkma gibi belirtilerin olduğu bireylerde herhangi bir zamanda bakılan kan şekeri 200 mg/dl’nin üzerinde ise “diyabet” olarak tanımlanır. Kan şekerinin sürekli yüksek olması özellikle kılcal damarlarda harabiyet yaratır (mikroanjiopati). Bu ise tüm organları tehdit eder. Kalp ve damarları etkileyerek yüksek tansiyon ve benzeri sorunlara yol açar.

Diyabet hastalarında kalp krizi geçirme ihtimali sağlıklı bireylere göre 2-5 kat fazladır. Gözdeki damarları tutarak retinopati yapar. 15 yıl boyunca diyabetik olan, şekeri kontrolsüz kişilerin % 2’si kör olurken, % 10’unda ağır görme bozukluğu gelişir. Böbrekteki damarları tutarak nefropati denilen durumu yaratır, kontrolsüz şeker hastalığı diyalize kadar giden böbrek yetmezliğine neden olur. Yine sinir uçlarını tutarak nöropati adı verilen uyuşmalar yada şiddetli ağrılarla giden duruma yol açabilir. Hatta kişiler hissedemedikleri için ısıtmaya çalıştıkları elleri veya ayaklarını yakabilir. Ayakkabının vurduğunu hissetmeyip diyabetik ayak adı verilen ve ayağın kesilmesine kadar gidecek sonuçlara yol açabilir. Görüldüğü gibi şekerin kanda azı karar, çoğu zarar bir durumdur. Şüphe varsa doktorunuza başvurmalı, diyabet tanısı alırsanız ilerleyen yaşlarda tüm organlarınızı kullanabilmeniz için tedavi ve takibinizi yaptırmalısınız.

Saygılarımla.

Yorumlar

Yorumlar (1 Yorum)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

  • Dr. Harun Yılmaz :

    Kasım 9, 2022-12:44 pm

    Teşekkürler Hocam, saygılar.

Hazır Site by Uzman Tescil