Ana Sayfa Yazarlar 12.12.2025 1241 Görüntüleme

Şair , Yazar

Toplum Olmadan İnsan Olunur muydu?

İnsan ve toplum diyalektiği birden çok karmaşık olguyu kapsar.
İnsanlar bir araya gelmeden toplum olamazdı. Ancak biraraya gelmiş bir topluluk düzeni ve kollektif emek ve aklı olmadan da insanın insanlaşması mümkün olamazdı.
Peki insanı gurupçuklar ve gittikçe büyük topluluklar halinde bir arada olmaya ve beraber yaşamaya zorlayan neydi?
Bir mecburiyet mi yoksa kendiliğinden olan bir durum muydu?
Henüz toplumsal işbölümleri oluşmadan ( tarım, hayvancılık ) önceki dönemlere baktığımızda, tümüyle avcı ve toplayıcılıkla yaşama tutunmaya çalışılan dönemde büyük toplulukların oluşmadığını görüyoruz. İnsan toplulukları genellikle yüz – yüz elli kişiyi aşamazdı. Üreyerek çoğalan gurup yüz kadar olduğunda ve geçtiğinde kendi kendini ikiye ayırarak küçülme yoluna gitmek zorunda kalıyordu.
Neden?
Çünkü sayı iki yüzlere ulaşacak olduğunda topluluğun hareket ve manevra yetenegi dumura uğruyordu. Yanısıra belli ölçekteki alanlarda dolanıp durarak av ve yiyecek arayan topluluk kalabalık olduğunda karnını doyuracak ölçüde yiyecek tedarik edemiyordu.
Bölünmeye zorlayan esas nedenin yiyecek teminindeki yetersizlik olduğunu tespit etmek gerekir.
Bölünen topluluk birbirinden uzaklaşarak farklı bölgelerde yaşama tutunmaya çalışıyordu.
Genel olarak insan türü bilişsel beceri edinmeden önce çok üremesine rağmen nüfus bakımından fazla artış sağlayamıyordu.
Esasta o dönem bakımından ele alındığında insan türünün güdüsel olarak davrandığı ve iki ana uğraşının olduğunu söyleyebiliriz.
Birincisi karnını doyurmak.
İkincisi çiftleşmek.
Bu iki uğraşı da ilkel biçimlerde, bilinçsizce ve güdüsel olarak yapıyordu.
Haliyle üreme çoktu.
Ama nüfus fazla artmıyordu.
Neden üreme hızına denk bir artış olamıyordu?
Çünkü yırtıcı hayvanlara karşı çaresiz ve güçsüzdü. Sıkça yırtıcılara av oluyordu.
Saldırgan yırtıcılar kimi kapsa alıp gidiyordu.
İkinci olarak çoğu zaman karnını doyuramıyordu. Yani açlıktan, beslenememekten dolayı ölüyordu.
Üçüncü olarak yetersiz beslenme ve iklim koşullarının yol açtığı hastalıklardan ve salgınlardan kaynaklı olarak çokça ölümler oluyordu.
Bu üç kırım yaratan nedenden dolayı insan nüfusunun artışı çok yavaştı ve yine bunlara bağlı olarak insan türünün yaş ortalaması otuz dolayında seyrediyordu.
Türümüzün insansı dönemi diyebileceğimiz o dönemde yaşamda kalmak için gösterilen istek ve çaba öncelikle büyük gurup halinde olmayı dayattığından toplum olma hali objektif olarak koşullanıyordu.
Topluluk halinde olmak hali ise insanlar arasında ilişkilenmeyi ve diyalogu zorunlu kılıyordu.
Anlaşma, iletişim ihtiyacının ağır basıncı altında insansı atalarımız önce vucut dilini geliştirdiler. Binlerce yıl vucut dili ile iletişim geliştiren ve sürdüren türümüz nihayet elli bin yıl kadar önce konuşmayı-dili geliştirerek büyük bir sıçrama yaptı.
Vucut dili geliştirerek insanlaşma süreci başlatmış olan türümüz ” Dil ” geliştirerek insanlaşma yolunda çok büyük bir sıçrama yaptı ve büyük ivme kazandı.
Gerek vucut dili ve gerekse konuşma dil’inin gelişmesi insanlaşmanın özünü oluşturur diyebiliriz ama bu özün oluşmasının altyapısı topluluk halinde olma gerçegidir.
Yani; topluluk halinde olmadan dil gelişemezdi. Bir başına olunduğunda dilin gelişmesi için bir ihtiyaç olmazdı.
Dahası insan türü bir başına yaşayamazdı.
Dil: birden çok insanın birarada olduğu koşullarda ve ortamda olabilirdi. Öyle de oldu.
İnsanlaşmaya giden süreci ve bu sürecin diyalektiğini şöyle sıralamak mümkündür.
-Zorunluluk yasası
-Bir başına yaşayamamak gerçegi
-Topluluk halinde yaşama tutunma mecburiyeti
-İletişim ihtiyacı
-Dilin gelişimi
-Ve sonuç olarak insanlaşma yolculuğu.
Ezcümle: Topluluk halinde olmadan dil…
Dil olmadan insanlaşmak imkansızdı.
Daha da özetlersek; Toplum olunmadan insanlaşmak mümkün değildir.

Devam edecek.

Doğan Karaağaç
9 Aralık 2025

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

AYDIN’DA SİMSİYAH SİYASET

AYDIN’DA SİMSİYAH SİYASET

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil