Ana Sayfa Yazarlar 10.09.2026 55 Görüntüleme

Klinik Psikoloji YL-Danışman

Bir Çocuğun Görünmez Yaraları – 44 “Erkekliğin Zırhı”

Bazı yaralar çoğu zaman erkek çocukları için parlak bir zırhın altında gizlenebilir. Dışarıdan bakıldığında kusursuz olan bu zırh; güçlü, dimdik, kırılmazdır. Ama o zırhın içinde, görülmeyi bekleyen küçük bir oğlan saklanmaktadır. Çünkü o zırh, küçük bir oğlanın duygularını, gözyaşlarını ve kırılganlığını bastırmak için erken yaşta giydirilmiş olabilir.

“Erkek adam ağlamaz”, “erkek adam güçlü olur” cümleleri, zırhın her bir parçasını perçinleyen çivilerdir. Oğlan, duygularını göstermemeyi öğrenirken, aslında kendini göstermemeye başlar. Zayıflık utançla kodlanır ve empati, “erkekliğe yakışmayan” bir lüks haline gelebilir.

Erkek olmanın geleneksel acısı, yıllar içinde ağırlaşan bu zırhın altında sessizce taşınır. Her “erkekler ağlamaz” cümlesi zırha yeni bir plaka ekler. Korktuğunda “Korkak olma.” diye utandırılması, zırhın biraz daha ağırlaşmasına neden olur. İhtiyaçlarını dile getirdiğinde “şımarma” diye yeni perçinlerle zırh sağlamlaştırılır. Bu mesajlar, sadece aileden değil, toplumdan, televizyondan, sokaktan, arkadaşlardan gelir. Zamanla çocuk, duygularını kalkanın ardına saklamayı bir hayatta kalma stratejisi olarak içselleştirir. Kırılganlığı utançla eşleştirdiği için bu bastırma, duygusal donmaya yol açabilir. Böylece yetişkinlikte yakın ilişkiler tehdit gibi hissedilebilir. Çünkü zırh saldırılardan korurken yakınlığı da uzaklaştırır. Böylece “güçlü erkek” olmak, zamanla duygusuz olmakla karıştırılabilir.

Zırh yıllar içinde yalnızca bedeni değil, karakteri de biçimlendirmeye başlar. Kırılganlığın utanç sayıldığı bir dünyada çocuk, güçlü görünmeyi hayatta kalmanın şartı sanabilir. Erkek çocuk, “gerçek erkek” olabilmek için kendi duygusallığını feda etmek zorunda kalabilir. Eleştiriyi tehdit gibi algılaması, kontrol etmeye çalışması ya da kusursuz görünmeye çabalaması bazen bu ağır zırhın dışarıdan görünen parçalarıdır. Zayıflığı utançla kodlayan bu sistem, kimi zaman narsisistik savunmaları da besleyebilir: İçindeki o küçük oğlan hâlâ “ağlarsam sevilmem” korkusuyla yaşarken, yetişkin adam “güçlü görünmek” için kendini tüketmeye başlamış olabilir.

Çocuk, duygularını ifade ettiğinde utandırılıyor, kabul gördüğünde ise güçlü olduğu anlar ödüllendiriliyorsa, zamanla sevgiyi değil; zırhını korumayı öğrenebilir. Bir zamanlar hayatta kalmayı sağlayan bu zırh, yetişkinlikte artık çıkarılabilir. Önce zırhı çıkarmak yerine, onu fark etmek önemlidir. “Ağlayabilirim”, “Korkabilirim”, “Yardım isteyebilirim”,” Hayır diyebilirim” demek, en büyük cesaret anıdır. Duygularını kabul etmek, empatiyi yeniden öğrenmek, kırılganlığı utanç değil güç kaynağı olarak görmek, özgür erkekliğe geçişin yolunu açabilir.

Gerçek erkeklik, duygusuzluk değil; duygularını taşıyabilecek kadar güçlü olmaktır. Duygularının sorumluluğunu almaktır. Zırhı bırakmak, yenilgi değil; nihayet insan olmak anlamına gelir. Çünkü en güçlü erkek, ağlamayı da sevmeyi de yaralarını da kabul edebilendir.

Ve o küçük oğlan, zırhtan dışarı çıktığında hem kendisiyle hem de dünyayla barışır. Çünkü zırh insanı savaşta koruyabilir; ama sevgiye ancak çıplak bir kalp dokunabilir.

Cem İnak
Klinik Psikoloji YL-Danışman
instagram.com/cem_inak

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil