DOLAR
Alış: 49.87
Satış: 50.07
EURO
Alış: 55.80
Satış: 56.03
GBP
Alış: 66.79
Satış: 67.29
AYDIN
ADANA
ADIYAMAN
AFYON
AĞRI
AKSARAY
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARDAHAN
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BARTIN
BATMAN
BAYBURT
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
DÜZCE
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
IĞDIR
ISPARTA
İSTANBUL
İZMİR
KAHRAMANMARAŞ
KARABÜK
KARAMAN
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRIKKALE
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KİLİS
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
MARDİN
MERSİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
OSMANİYE
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
ŞANLIURFA
ŞIRNAK
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
UŞAK
VAN
YALOVA
YOZGAT
ZONGULDAK
Yazar Etem Oruç, Söke’deki Otantika Müzesini yazdı
MÜZE NENEM KOKUYOR
Etem ORUÇ
( M. Sayın Cem Cemil Öztürk, sanata sevdalı bir dosttumdu. Kitabım çıktığında 50 kitabımı alıp dağıtırdı. Çok güzel otantik arşivi vardı. Bu yazıyı Söke’deki- Otantika Müzesi için yazmıştım. Nur içinde yatsın.)
Zümrüt rengi çam ağaçlarının koyun koyuna yaşadığı Karıncalı Dağın eteğindeki düzlükte kara bir yörük çadırı varmış; ben o çadırda doğmuşum. Gökbel denilen bu yerin çevresi dikensi makilerle, sarı dikenlerle çevriliydi.
Dağın eteğindeki palamut ağaçları yüzyılların tanıklığını yapar, mersinler, kekikler, naneler yörük kızlarının kokuları olurdu. Bahar gelmeye görsün renk renk çiçeklerle süslenir bu bayırlar. Laleler, beyaz, kırmızı, mor, pembe renk renk…
Çiğdemler, mor menekşeler, pembe iğnelikler, kengerler, ebegümeci, turp otları, papatyalar nasıl süsler bayırları… İlkbahar doğurgan, üretken bir mevsim. Kuzu, oğlak melemeleri, kuş sesleri, çocuk sesleri birbirine karışır.
Anadolu’nun Kibele’si, Artemis’i kadar sevecen ve hamarat bir ninem vardı, Elif Ninem. On parmağı on marifet derler ya öylesine bir kadın. Sürüye giderken elinde kirman, durmadan çevirip yünü iplik eder. Bir bakarsın küçük çıkrıkta düzelttiği iplerle kolan örer, çadır, heybe örer. Birkaç işi genellikle bir arada yürütür.
Kuzuların zayıf olanını emziklerle besler, torunlara bakar. Keklik, bülbül sesleriyle yankılanan bu vadi cennetin ta kendisiydi. Gün geldi düze indik, taşlardan bir ev yaptırdı babam. Hayvanların sayısını azalttı, bir de ipek böceği çıktı ortaya. Hışır hışır ses çıkararak nasıl da yiyiyorlar dut ağacı yapraklarını.
Kozalarını örerken sanki yazgılarını da örüyorlar. Kendilerini kozanın içine tutsak ediyorlar. Kazanlarda kaynatılan kozalar çıkrıklarla ipek ipliğe dönüştürülüyor. Sonra da dokunup, ipek gelinlikler, ipek söz mendilleri, yağlıklar, yazmalar, sim işlemeli üstlükler neler neler…
Hep bunlarla yine Elif ninem uğraşır oldu. Ayten Ablam ganeviçe yaparak çiçek çiçek çeyizini hazırlar. Annem iğneyle kuyu kazarcasına iğne oyası örerdi. Kır çiçekleri canlanır oyalarında. Bayramlarda köyün kızları bizim evde buluşurdu. Elif Ninem onlara elişi öğretir, öğütler verir, kınalar yakardı ellerine.
“Elif Nine biz senin kadar güzel yakamıyoruz kınayı,” derlerdi.
Gelinlik ipekleri, söz mendillerini, tel işlemeli üstlüklerini bizden alırlardı ama bunları diken Makineci Fatma nineye koşarlardı. Giysi diktirecekler sıraya girerlerdi.
Makineci Fatma Ninenin elle çevrilen bir dikiş makinesi vardı. Gözlüğünü takıp masalcı nine gibi bağdaş kurup oturur, bir eliyle çevirip diğer eliyle kumaşı düzeltirdi.
Vakit geç olunca da Fatma Nine,
“Olan akşam, yollar tavşan, kalk gidelim gül ayşam,” derdi ne demekse…
Bayram yeri onun evinin doğu yanıydı. Biriktirdiği dikiş paralarıyla bayramda pamuk helvası, horoz şekeri, elma şekeri, oyuncaklar alarak köyü çocuklarını bayram sevincini yaşatırdı. Nineler dünyanın en tatlı insanlarıydı. Hiç kızmazlar, annem kızacak olsa hemen çıkışırdı Fatma Ninem:
“ Fadime, dokunma benim oğluma, bir gelirsem şimdi,” derdi.
Ben de hemen koşarak gider kedi yavrusu gibi kucağına gömülürdüm. O nasırlı elleriyle saçlarıma okşayışı hâlâ düşlerime girer…
Söke’de Otantika Müzesi’ne girince ninelerimi anımsadım birden. Onların göz nuru, el emeği ilmek ilmek, düğüm düğüm oluşturduğu güzelim ipek gelinlikler, giysiler, söz mendilleri, yağlıklar, üslükler, uçu iğne oyalı yazmalar, dedemin giydiği efe giysileri hep buradaydı. Bir de türkü çalıyordu.
“Her gün sarhoş, her gün sarhoş şu Aydın’ın uşağı.”
Aydın’daki Pınar başı köşkünü aradı gözlerim. Cem Cemil Öztürk de o denli güzel yönderlik yapıyor ki anlatılır gibi değil, yaşamak gerekir. Bir tiyatro aktörü denli duyarlı ve içten. Yüzlerinin mimiği, el hareketleriyle, ses tonlamalarıyla o günleri yeni baştan yaşatıyor izleyenleri.
Efe giysileri dik duruşu, iğne oyaları doğa sevgisini, ipek işlemeler yumuşaklığı, kanaviçeler göz nurunu, insan olmanın gururunu yaşatıyor.O kısacık sürede yüzyılları yaşıyorum için için… Onurlu, dikduruşlu, Türkmenler, Yörükler, Efeler, Elif analar dolaşıyor düşlerimde…
Bu müze gerçekten ninem kokuyor. Hele Söke Sanat Edebiyat ve kitap günleri için Söke’ye ve müzeye gelen Muazzez İlmiye Çığ ve Sennur Sezer de ilgiyle izledikten sonra. El emeği , göz nuru, sevda yüklü, acı, sevinç yüklü kadın teri kokuyor bu güzellikler.
Erkeklerin yaptığı neler var bu düşlere sığmayan gerçeklerde,” diye düşündüm.
Dedemin zeybek giysilerini dikenler de onlar… Sandıklar, oturaklar, masalar ve kocaman para kasaları…
Nedense çok da seviyorlar paraları… Parayı çok sevenler güzel sanatları, el emeği göz nuru yapıtları pek sevmiyorlar gibi geliyor bana . Sözümü Anadolu ereni Yunus Emre’nin bir dizesiyle bitireyim:
“ Sevelim, sevilelim” Nur içinde yatsın yurt sevdalısı güzel insan….
Yorumlar
Yorumlar (Yorum Yapılmamış)
Benzer Haberler
-
İKİNCİ BAHAR VE GENÇLİK MERKEZİ’NDE HİZMET KALİTESİ DENETİM ALTINDA
-
KUŞADASI TENİS KULÜBÜ’NDE KUPA YARIŞI BAŞLADI
-
KUŞADASI’NDA CUMHURİYET’İN 103’ÜNCÜ YILI KARDEŞ ŞEHİRLERİN DOSTLUK BULUŞMASIYLA TAÇLANDI
-
KUŞADASI’NDA CUMHURİYET COŞKUSU 103’ÜNCÜ YILINDA MEYDANLARA TAŞTI
-
KENT LOKANTASINDA ADALI KART KULLANIMI YÜZDE 92’Yİ AŞTI
-
KUŞADASI’NDA KAÇAK MOLOZ DÖKÜMÜNE KARŞI SEFERBERLİK
-
KUŞADASI’NDA FIRTINA SONRASI EKİPLER SAHAYA İNDİ
-
KUŞADASI BELEDİYESİ’NİN BESLENME ÇANTASI DESTEĞİ BU YIL 1400 ÇOCUĞA ULAŞACAK
-
KUŞADASI’NDA RESTORANLARA DENETİM
-
GENÇLİK KOLU ATAMASI
-
KUŞADASI’NDA ZİNCİR MARKETLERE SIKI DENETİM
-
ESAT ALTUNGÜN VE CHP
