Ana Sayfa Gündem, Kadın 8 Mart 2024 2608 Görüntüleme

KADINLARIMIZ (1)

 * Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın. *Yer­yü­zün­de gör­dü­ğü­müz her şey, ka­dı­nın ese­ri­dir. ATA­TÜRK * Ve ka­dın­lar, bizim ka­dın­la­rı­mız: kor­kunç ve mü­ba­rek el­le­ri ince, küçük çe­ne­le­ri, ko­ca­man göz­le­riy­le ana­mız, av­ra­dı­mız, ya­ri­miz ve sanki hiç ya­şan­ma­mış gibi ölen ve sof­ra­mız­da­ki yeri ökü­zü­müz­den sonra gelen ve dağ­la­ra ka­çı­rıp uğ­run­da hapis yat­tı­ğı­mız…Nazım Hik­met Ran Ka­dı­na ba­kı­şı ir­de­le­di­ği­miz­de, ev­ren­sel de­ğer­le­re ulaş­mış hü­ma­nist bakış açısı as­lın­da diğer gö­rüş­le­re göre çok ileri aşa­ma­da­dır. Ancak, bun­lar ol­ma­sı ge­re­ken, in­san­ca gö­rüş­ler­dir. Tüm bun­la­ra kar­şın, ya­şa­mın gi­di­şa­tı­nı olum­suz­laş­tı­ran­la­rın ka­dın­la­ra karşı ya­rat­tı­ğı in­san­lık dışı dav­ra­nış­lar­la mü­ca­de­le zorunluluğu or­ta­ya çık­mış­tır. İlk çağ­lar­dan beri kadın ve erkek, her zaman bir­bir­le­ri­ni ta­mam­la­ya­rak ya­şa­mış­tır. Ge­nel­lik­le bi­yo­lo­jik ve fi­zik­sel ne­den­ler­den ötürü cin­si­ye­te da­ya­lı iş bö­lü­mü ya­pı­la­rak sos­yal ya­şam­da denge ku­rul­ma­ya ça­lı­şıl­mış­tır.

       Bazı dö­nem­ler­de kadın ol­duk­ça ön plana çık­mış, ana­er­kil yaşam sü­reç­le­rin­de, do­ğur­gan­lı­ğı ne­de­niy­le kut­sal­lık at­fe­di­len kadın, zaman zaman tan­rı­ça­laş­tı­rıl­mış­tır. Orta Asya Türk Dev­let­le­rin­de ka­dın­lar önem­li si­ya­si hak­la­ra sa­hip­ti. O dö­nem­ler­de Türk ka­dı­nı, evin harem kıs­mın­da ya­şa­yan, er­kek­ler­den kaçan, hak­lar­dan yok­sun, pasif bir du­rum­da değil, sos­yal ve si­ya­si ha­ya­tın her nok­ta­sın­da aktif ola­rak yer almış, saygı gös­te­ril­miş bi­rey­ler ola­rak ya­şa­mış­lar­dır. Yine o dö­nem­ler­de erkek ve kadın eşit hak­la­ra sa­hip­ti ve cin­si­yet ay­rı­mı asla ya­pıl­mı­yor­du. Büyük bir ser­best­li­ğe sa­hi­p o­lan ka­dın­lar, ata bin­mek, av­lan­mak, dö­vüş­mek ve şaman ayin­le­ri­ni dü­zen­le­mek gibi hak­la­ra sa­hip­ti. Dev­let yö­ne­ti­min­de de ha­tun­luk hu­ku­ku­na sahip Türk ka­dı­nı­nın, eşi­nin ya­nın­da bir yeri ve söz hakkı bu­lu­nur­du. Bu­nun­la bir­lik­te bazı dö­nem­ler­de ve çe­şit­li top­lum­lar­da kadın, hiç­bir hakkı ol­ma­yan de­ğer­siz bir eşya, bir nesne ola­rak gö­rül­müş, hatta köle du­ru­mu­na dü­şü­rül­müş­tür. Bu fark­lı­lık­la­rı, ya­şa­nı­lan top­lu­mun an­la­yı­şı­na ve dö­ne­min şart­la­rı­na göre de de­ğer­len­dir­mek ge­re­kir.

         Zaman için­de Türk ka­dı­nı si­ya­si hak­la­rı kul­lan­ma açı­sın­dan bazı sı­nır­la­ma­la­ra tabi oldu. Os­man­lı Dev­le­tin­de Tan­zi­mat fer­ma­nı­nın ila­nı­na kadar olan sü­reç­te ka­dın­lar bir çok hak­tan yok­sun kal­mış­lar­dı. Ka­dın­la­rın, top­lu­mun ken­di­si­ne uygun gör­dü­ğü, an­ne­lik, ev ha­nım­lı­ğı rol­le­ri dı­şın­da ka­mu­sal ya­şa­ma gi­re­rek si­ya­si hak­la­rı ka­zan­ma­sı ancak de­mok­ra­si, insan hak­la­rı, eşit­lik kav­ram­la­rı­nın ge­liş­me­si so­nu­cun­da ger­çek­leş­miş­tir. Bu hak­la­rın ka­za­nıl­ma­sı, uzun bir evrim sü­re­cin­de ol­muş­tur. 20. yüz­yı­la ge­lin­ce­ye kadar ka­dın­la­rın si­ya­sal ve top­lum­sal ha­yat­ta­ki rol­le­ri sı­nır­lıy­dı. Meş­ru­ti­yet dö­ne­min­de ku­ru­lan bazı kadın der­nek­le­ri ve basın sa­ye­sin­de Os­man­lı ka­dı­nı genel an­lam­da kadın hak­la­rı­nı arama yo­lu­na git­miş, si­ya­si hak ta­le­bi­ni dile ge­tir­me­ye baş­la­mış­tır. Ancak Türk ka­dı­nı­nın ger­çek an­lam­da si­ya­si hak­la­rı ka­zan­ma­sı Cum­hu­ri­ye­tin ila­nın­dan sonra çı­ka­rı­lan ya­sa­lar­la ger­çek­leş­miş­tir. 1900’lü yıl­la­rın ba­şın­da Ka­dın­lar Dün­ya­sı adıy­la ya­yın­la­nan bir der­gi­de kadın so­run­la­rı­na de­ği­nen ya­zı­lar ya­yın­la­na­rak Os­man­lı ka­dı­nı­nın top­lum­sal ha­yat­ta etkin rol oy­na­ma­sı ge­rek­ti­ği sa­vu­nul­muş­tur. Bu der­gi­yi çı­ka­ran­lar 1913 yı­lın­da kur­duk­la­rı “Os­man­lı Mü­da­faa-i Hu­kuk-ı Nis­van Ce­mi­ye­ti” (Os­man­lı Ka­dı­nı­nın Hak­kı­nı Sa­vun­ma Der­ne­ği) ça­tı­sı al­tın­da top­lan­mış­lar ve kadın hak­la­rı­nın ge­liş­ti­ril­me­si için mü­ca­de­le et­miş­ler­dir. 1920’li yıl­la­ra ge­lin­di­ğin­de ise ka­dın­la­rın si­ya­si hak ta­lep­le­ri yük­sek sesle dile ge­ti­ril­me­ye baş­lan­mış­tı. Bu ta­lep­ler kar­şı­sın­da er­kek­ler ta­ra­fın­dan karşı dü­şün­ce­ler or­ta­ya atıl­mış, bu dü­şünce­ler za­ma­nın ga­ze­te­le­ri­ne yan­sı­mış­tır. *“ Bu asabi ta­bi­at­lı cinsi la­tif­ler kır­mı­zı ruj­la­rıy­la Mec­li­se gir­se­ler sey­ret­mek ne kadar da hoş olur­du.”

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil