FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Gündem, İletişim, Kadın, Kültür, Yaşam 8 Temmuz 2024 196 Görüntüleme

ÖZGÜRLÜĞÜN ORMANI

Özgürlük duygusunun bana yaşattığı hissi, oksijeni bol tap taze bir orman havasını ciğerlerime kana kana çektiğim andaki o huzur duygusuna benzetirim ben. Ancak, tıpkı ormanlık bir bölgeden uzak yaşamanın bizi taze bir orman havasından mahrum bırakması gibi, bazı durumlar da özgürlük duygumuzun eksik yaşanmasına yol açabiliyor ne yazık ki. Nefes alınabilir bir ortamda idare ediyoruz belki ama farklı fikirlere saygı duyulmayan, cinsiyet ayrımcılığının yaygın olduğu, dogmatik ve katı ideolojilerin varlığı, lümpen ve/veya jakoben zihniyetin çokluğu, köhnemiş inançların hüküm sürdüğü, gelir dağılımı bozuk, adil olmayan bir toplumda bireysel ve toplumsal hakları savunmanın zorluğu gibi etmenlerin kol gezdiği bir yaşam takdir edersiniz ki oksijen seviyesinin epey azalmasına yol açıyor.

Bu kötü koşulları da tıpkı ormanlık alanlarda bencilce ağaç kesmeye, orman yakmaya ve böylece taze orman havasını gün be gün eksiltmeye benzetiyorum. Hal böyle olunca git gide özgürlük alanlarımız daralıyor ve bizler de olması gerekenden daha az özgür hissettirebiliyoruz. Unutmayalım ki sadece bedenin değil, ruhun da yaşamak için oksijene ihtiyacı vardır ve en önemli oksijen kaynaklarından biri de özgürlüktür. Herhangi bir kavramı derinlemesine incelemeden önce, “Nedir?” ve “Ben bunu ne olarak anlıyorum?” sorularını sormak, psikolojide de kullanılan bir felsefi yöntemdir ve bu yöntem sadece özgürlük kavramı için değil, diğer tüm kavramlar için de geçerlidir. Bu yöntemin önemini, hem kendimizle hem de çevremizdekilere daha iyi iletişim kurabilme ve anlama yeteneğimizi geliştirmeye katkıda bulunması olarak vurgulayabilirim. Kavramların sözlük tanımı, bizler için kaynak niteliğinde bir bakış açısı oluşturması nedeniyle değerli bir rol oynar. Bu nedenle özgürlük kavramını irdelemeden önce Türk Dil Kurumu’na göre “Özgürlük” neymiş bir bakalım isterim:

1-Herhangi bir koşulla sınırlanmama ya da zorlamaya ve kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranmadır.

2- İnsanın, her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine ve kendi düşüncesine göre karar vermesi durumudur. İyi de bu ne kadar mümkün dür? Ayrıca, tamamen tatminkar bir tanım mıdır? Hayır, bence değil, çünkü içinde yaşamaya çeşitli nedenlerle zorunlu olduğumuz aile ve toplum, bize doğal olarak bazı sorumluluk ve zorunlulukları yükler. Şüphesiz ki herhangi bir koşulla sınırlanmama ya da zorlamaya ve kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme teoride belki mümkün fakat davranmaya kalkmak, bireysel olarak da toplumsal olarak da bazı istenmeyen bedeller ödenmesine yol açabileceğinden doğru görünmüyor.

Örneğin, vahşice hayvan katletmeyi veya ormanları yakıp imara açmayı özgürlük olarak algılayan birinin eylemlerine sözlük tanımına göre hak vermek doğru olabilir mi? Aklı başında ve vicdanlı herkesin bu soruya hayır cevabını vereceğini düşünüyorum. Ayrıca, bu tür eylemlerin sonucunda eğer yakalanırsa kişi ceza alırken, toplumun ise psikolojik ve maddi kayıplar yaşayacağı da diğer bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.

Anlıyoruz ki, özgürlük kavramının bir sözlük tanımı olsa bile diğer bazı soyut kavramlarda da karşımıza çıktığı gibi üzerinde uzlaşılmış ve kabul görmüş tek bir tanımı yok ne yazık ki. Bu nedenle, başlarda ancak bazılarını sayabildiğim tutumlardan ötürü özgürlüğün bir anlayış olarak insanlık tarihi boyunca felsefi, sosyolojik ve politik tartışmaların merkezinde yer alıp farklı zamanlarda ve farklı toplumlar tarafından farklı şekilde yorumlanmış ve uygulanmış olduğunu görebiliyoruz.

Halen benzer farklı yorumlamalar ve uygulamalar nedeniyle durumun günümüzde de geçerli olduğunu kolaylıkla söyleyebilirim. İran’da saçı göründüğü için dövülerek öldürülen Mahsa Amini ve özgürlük istedikleri için idam edilen adını bilemediğimiz binlerce kişi bu uygulamalara acıklı bir örnek olarak verilebilir. Bu da özgürlük için ödenen bedellerdendir ancak bireysel haklar adına olması bakımından anlamlı bir bedeldir. Keşke başka bir yolu olsaydı. Diğer yandan başörtüsünü bir özgürlük sorunu olarak görmeyenler için durum doğal olarak farklı olacaktır fakat eminim ki onların da kendini özgür hissetmediği başka durumlar vardır. Özgürlük konusunda toplumsal uzlaşmayı zorlaştıran ve birimizin kendini özgür hissederken diğerimizin neden böyle hissetmediğini, bireysel ve toplumsal olarak benimsediğimiz kabullere dayanarak açıklayabileceğimizi düşünüyorum.

Bu kabulleri anlamak adına kendimize şu soruları sorabilmek önemli; “Ne kadar özgürüm?” ve “Ne kadar özgür olabilirim?”, çünkü doğru cevaplar bulabilmek, özgürlük adına davranışlarımızı belirleyebilecektir. Yukarıdaki sorulara benim kişisel cevabım; “Kabul edip benimsediğim değerlerim, yasa koyucuların ve toplumun izin verdiği kadar özgürüm” şeklinde ama ne yazı ki bu kabulüm için, olmasını istediğim ideal ile örtüşüyor diyemiyorum. Örneğin bir kadın olarak, gece tek başıma yolda yürüme özgürlüğüm var ama özgürlüğümün ihlal edileceği ortamlar da haylice çok. Mevcut koşullarda özgürlüğüm için yapabileceğim tek şey toplumsal bilincin artması için çabalamak gibi görünüyor. Peki, toplumun genelini mutlu edebilecek daha ideal bir özgürlük anlayışı geliştirilebilir mi? Taze orman havası benzetmesi ile örnekleyecek olursam, eğer yasalarla mevcut ormanları ve yaşadığımız yerde ki ağaçları korur ve uygun yerleri de ağaçlandırmaya devam edersek sorunun cevabı olarak evet, geliştirilebilir diyebilirim. Yeter ki bunun bilincinde olalım ve bu bilinci birbirimize aktarmaya çabalayalım.

Louis Althusser de bu soruları sormuş olmalı ki cevap olarak; “Özgürlük, kendimizi ve bizi çevreleyen, dünyayı sınırlayan koşulların farkında olmak ve bu koşullar çerçevesinde bilinçli seçimler yapmaktır.” şeklinde tanımlamış ve “Özgürlük, zorunlulukların bilincinde olmaktır” cümlesi ile de altını çizmiş. Althusser’in bu felsefi yaklaşımı bize, özgürlüğün sadece kısıtlamaların ötesine geçmek değil, aynı zamanda bu kısıtlamaların farkında olarak bilinçli bir şekilde hareket etmek olduğunu gösterir. Bilince vurgu yapması açısından Althusser’e katılıyorum, çünkü ancak sahip olunan belirli bir nitelikteki bilinç düzeyi, bireylerin hem kendilerini hem de yaşadığı toplumu daha özgür kılma potansiyelini taşır ve ayrıca koruyucu bir işlevsellik de sağlar. Evet, gerçekten de bireylerin ancak sahip oldukları bilincin niteliği nispetinde kendi durumlarını, haklarını, sorumluluklarını ve içinde bulundukları toplumsal ve ideolojik bağlamları anlayabilecek olmaları gerçekliğini yadsıyamayız, çünkü ancak bilinçli bireyler, içinde yaşadıkları toplumsal yapıların ve normların farkında olabilir.

Bilinç, eleştirel düşünme becerisi ile gelişir ve eleştirel düşünme becerisi kazanmanın yolu da evet, felsefeden geçiyor. Ancak bu şekilde bireylerin kendilerine sunulan bilgi ve ideolojileri sorgulamaları ve de kendi bağımsız düşüncelerini geliştirmeleri mümkün hale gelebilir. Böyle bir bilinç ve farkındalık, bireyleri, mevcut yapıların nasıl işlediğini ve kendilerini nasıl etkilediğini anlamaları açısından temel teşkil eder. Gelişmiş bir bilinç yapısına ulaşmış toplumlarda sorumsuz bireyler kolayca ağaç kesemez, çünkü toplumu ve yasaları karşısında bulur. Diğer bir önemli nokta ise bireysel özgürlüklerin toplumsal özgürlüklerle dengelenmesi gerekliliğidir. Bir toplumda gerçek özgürlük, tüm bireylerin eşit haklara ve fırsatlara sahip olduğu bir düzenle mümkündür.

Toplumsal adalet ve eşitlik, özgürlüğün sürdürülebilirliliği için gerekli olduğu kadar toplumsal huzur ve bireysel mutluluk için de gereklidir, çünkü mutluluk sadece iç etmenlere değil dış etmenlere de bağlıdır. Yazıyı Nazım Hikmet’in şu değerli dizesi ile bitireyim. “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.” Mutluluktan ve özgürlükten yana payınız bol olsun.

Nuray Çalışkan

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil