FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 5.06.2023 455 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

YUMRUGİLLER’ den UĞURLUGİLLERE

Kış biteli çok oldu, İlk baharı da geçtik, yazın ilk günlerindeyiz. Kış sebzelerinden bahsetmek için tekrar kışın gelmesini beklemek istemedim. Kimin yarına çıkmaya garantisi var ki. Birkaç gün önce aktüel Adada sevilen esnaflardan bir beyin ölüm haberi vardı. Allah gani gani rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, geride kalanlara yardım etsin inşaAllah…Kış sebzeleri; büyük çoğunlukla yumrugillerdir.

Eskiden radyoda Uğurlugiller diye bir mini tiyatro proğramı yapılırdı. Hafta sonu, öğleden sonra saat bir iki gibi yayınlanırdı. Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör ve tayfaları oynardı. Nasıl değerli sanatçılarımızdı onlar. Bir aile dizisi olarak, her proğram bir konu işlenirdi. Söz gelimi bir oyunlarında konu cimrilk olur, bir diğerinde görgü kuralları işlenirdi. Dinleyene ; hoş, güzel, naif, öğretici, eğitici, ders verici dakikalardı. Şimdiki diziler de eğitici ve öğretici fakat ters istikamette. Toplum olarak her türlü entrika, yalan, dolan, düzenbazlık sonuç olarak ahlaksızlık eğitimi alıyoruz çok şükür. Yanında bir de bonus kabalık.

YUMRUGİLLER deyince, bütün giller ekli kelimelerde olduğu gibi, hemencecik Uğurlugilleri çağrıştırıyor beynime. Bahsetmeden duramazdım, dursaydım vefasız hissedecektim kendimi, onlar hayata güzellik veriyordu. Allah rahmet eylesin bu üç güzel insana. Yumru sebzeler kış sebzeridir. Havuç, kereviz, yer elması, patates, soğan, sarımsak, turp ailesi gibi . Nede olsa kış işte; hava soğuk, toprak daha sıcak ! Sebzeler sıcak olan yerde yetiştiğine göre, kış sebzeleri daha ziyade toprak altında yetişmeliydi. Allah, toprak altı sebzeleri kış için yaratmış. Bu yüzden onlara daha uzun raf ömrü ve besin ögesi vermiş ki mağduriyet yaşamayalım. Toprak üstü sebzelere göre, çoğusu daha çok kalori içerir. Besleyicidirler. Tarımın zor yapıldığı yerlerde de yetişirler.. TRT belgeselde seyretmiştim; rakımı çok yüksek (2000 metre üstü) yerlerde, tarım yapmak çok zor. Yetişen ürün çeşiti de çok sınırlı oluyor. Yüksek rakımlı dağlık arazide, dik yokuşlara merdiven şeklinde teraslar yaparak, patates yetiştirmiş İnkalar. Böylelikle açlıktan kurtulmuşlar. Patates geçmiş zamanlarda, C vitamini eksikliğinde görülen skorbit hastalığını önlemiş. Bu nedenle denizciler, uzun yolculuklarında patates stoklamışlar. Üstelik patates sebze olduğu halde, kalori açısından, tahıllarla yarışır ve yarışı kazanan olur. Muzla potasyum içeriği ile yarışıp ipi göğüsler.Yer elması da patates gibi besleyicidir. Onda da potasyum çoktur. Üstelik onda önemli ölçüde demir de var. Kansızlığı önlüyor. İçeriğindeki inülin ile prebiyotik bir gıda, tıpkı soğan gibi, yoğurt gibi . Bağırsaktaki faydalı mikroorganizmaları çoğaltıyorlar. Böylece bağışıklığımız yükseliyor. Son zamanlarda bağırsaklar için ikinci beyin dendiğini, sağır sultanlar duymuş durumda.

Göze benzeyen, göz dostu havuç, aynı dostane tavrı karaciğerden de esirgemediği gibi sindirim sistemini de ihmal etmemiş… Dostluk onun logosu olmuş. Hem kabızlıkta hem ishalde yenebilen bir sebze. Beta karoten fıçısı. Beta karoten artık biliyorsunuz A vitamini demek. A vitamin demek sağlıklı göz, sağlıklı cilt, sağlıklı sindirim sistemi, sağlıklı damar demek. Son derece mülayim bir sebzedir kendileri . Her türlü sindirim sistemi rahatsızlığında güvenilebilir ona, rahatsız etmez.

Soğan ve sarımsak, tek başına yendiği gibi, birçok yemekte de yer alarak, ben çooook önemliyim diye bas bas bağırır. Kükürt içermeleriyle, vücudumuz tarfından sentezlenen antioksidan maddenin bileşimine girer. Allah, her bitkiyi, koruma kalkanı antioksidanlarla bezerde, insanı es geçer mi? Geçmez elbette. Bizim vucudumuzda, gulutatyon yapar. Glutatyon vücudumuzun elektrik süpürgesidir, her türlü tozun,kirin, pasın zerresini bırakmaz, temizler. Soğan astıma iyi gelir, damarları temizler, bağışıklığı artırır. Bir dilim soğanı, teflon tavada, altını üstünü pişirip, kıl dönmesinin üstüne sararsanız, yirmidört bilemedin kırksekiz saat sonra, iltihabı akıtıp, iyileştirir. Ne derece maddi sıkıntı çektiğimizi ifade etmek için, soğan ekmek yedim deriz, fakat fakirliği betimlemenin ötesinde, bu söz, başka bir şeyi de işaret eder. Sadece soğan ve ekmekle, vücut bitap düşmeden, bir süre idare edilebilir demek ister.. Elbette eski devirdeki ekmekler kastediliyor. Yani nine buğdayı ekmeği. Ekşi mayalı, tam buğday unu kullanılarak yapılanı. Soğansa yeşil soğan olmalı k, C vitamini ve demir ihtiyacı da karşılansın.

Kereviz karaciğer yağlanmasına faydalı bir bitki. İçerdiği apigenin antioksidanıyla bir çok faydası var. Kan şekerine, kalbe olumlu etkide bulunurken, damar sağlığını da korur. Ödem atıcı özelligi ile böbreklere iyi gelir.Bence en önemliside antienflamatuar etkisidir. Tıpkı zeytinyağı gibi.İltahap önleyiciliği ile, faydasını olmadığı yer yok demek bu özellik. Turp ailesini, “turp gibiyim”sözüyle, Türk milleti anlatmış zaten. Öksürük için, içini oyup, oyuğuna bal koyarak, elde edilen süzüntü suyu ile, şifa aranmış, ve bulunmuş da. Tadında ki keskinlik faydalarını ifşa ediyor. O da glutatyonu artırıyor.

Daha fazla YUMRUGİLLER tüketmeliyiz. Özellikle yer elması neredeyse tamamen unutuldu unutulacak. Pazarda bile ancak üç beş kişi satıyor, fakat pazarın aşağı katına inen yollarından birisinde, bir adam bu mevsimde hala yer elması bulunduruyor tezgahında. Ben hem salatalara rendeleyerek ilave edilmesini, hemde zeytin yağlı, bol soğanlı yemeğini, tavsiye ediyorum. İnanıyorum ve biliyorum ki, YUMRUGİLLER vücudumuzda UĞURLUGİLLERE dönüşüyor.

Allahın hikmetinden sual olur mu? Kar kış günlerinde, sebzesiz bırakmamış biz kullarını. Her ne kadar buralarda kar yağmasa da Türkiyenin büyük çoğunluğunda yağar. Suyun bu kadar çok form değiştirebiliyor olması bizlere ahiret hayatı için bir mesaj olabilir mi. Yaradan, sizde böyle form değiştireceksiniz diyor belki.Bu anda, şimdiki zamanımızda suyuz, sonra buz olacağız belki arafta beklerken, sonra da kar olacağız mahşer günü belki, belki ahiret de, buhar olma zamanı ! Neticede, vücudumuzun en az yüzde ellisi nede olsa su.

Allah sermiş nimetlerini insanın önüne. Kara kışta, aç bilaç bırakmadığı gibi ; greyfurtu, portakalı, mandalinası, kivisi, elması, armutuyla vitaminsiz de bırakmamış, hatta tatlısız da. Meyvalar, Allahımızın biz kullarına bahşettiği tatlılardır. En meşhur tatlı da elmadır. Elma deyince de, elmalı kurabiye geldi aklıma şimdi. Şöyle bol tarçınlı cevizli. Nam nam da nam nam yani, ama CISSS. Bir nevi zehir onlar Güner, diyorum kendime. İnsanların uydurduğu tatlılar çook zararlı maalesef. Allah’ın tatlılarıysa belli ölçüler dahilinde faydalıdır. Yeter ki tüketiminde aşırıya kaçılmasın. Çok zorlanıldığında, ara sıra kuru incirin yahutta gün kurusu kayısının içine ceviz doldurup iki tane yenebilir, iznini verirken bu kıyağımı da unutmayın diyorum.

Kışın kış sebzelerini, yazın yaz sebzelerini doya doya yiyelim. Böyle yaparsak, ne fasülyeyi ne bamyayı dondurucuya koymaya gerek kalmaz. Allah, her mevsimde, gözümüzü ve bedenimizi doyurup, besleyecek çeşitlilikte nimetler bahşetmiş bizlere.

Sevgilerimle.

Dyt. Güner Erbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil