FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 12.07.2023 464 Görüntüleme

Coğrafya kader midir?

Coğrafya kaderdir sözü ünlü coğrafyacı İbn-i Haldun ile girmiştir hayatımıza. O zamandan beri sürekli kullanılarak, aynı dış güçler söylemi gibi bir çok iç olumsuzluk bu yaklaşıma yüklenmiştir ve bir manipülasyon şekli mi oluşturulmuştur toplumumuzda? .Peki coğrafya gerçekten kader midir?

Türk toplumu Orta Asya steplerinden kurtulmak ve coğrafyanın kader olmaması için Hazar Denizi boyunca yaptığı akınlar ile Anadolu ya girdiğinde 11. yüzyıl sona etmekteydi. İbn – i Haldun ise meşhur sözümü 14.yüzyılda söylemişti. Konuya tarihsel açıdan baktığımızda 600 yıl öncesine ve o zamana ait koşullara ait bir yaklaşımın ardına, hiç düşünmeden sığınmak ne kadar doğru geliyor? İleri teknoloji, eğitim, iletişim, bilgiye ulaşabikirliğin hızla arttığı yüzyıl ile savaşlar, göç, ortalama ömrün az olduğu, düşük eğitimli dönemi kıyaslamak bizi nereye taşıyacaktır? Bu tür karşılaştırmalarda ceteris paribus ( aynı koşullar sabit tutulup, eş değişkenleri kontrol ederek) yaklaşımlar coğrafyanın mı kader yoksa kaderin başka birşey mi olduğunu bize aktarabikecektir belki de.

Güney ve Kuzey Kore yi ele alırsak, coğrafya aynı yer iken, bir taraf diktatörlük ve hegemonya ile sömürülüp kişi başına GSMH 1000 usd iken, diğer tarafta özgürlük, bilgiye dayalı demokrasi ve doğru idare ile kişi başına GSMH 30000 usd dir. İki kutup arasında eğitim, teknoloji ve özgürlük farkları siyah ile beyaz gibidir. Roma İmparatorluğu Avrupa coğrafyasında süper güç olmuş, Ms476 yılında 500 yıll hüküm sürüo yok olmuştır. Peki bu coğrafya sorunlu bir yer miydi? Coğrafya orada da mı kaderdi ? Ya Osmanlı imparatorluğu, Osmanlı 600 yıllık hakimiyet kurduğu coğrafya ise Roma dan farklı olarak bizim şu an yaşadığımız topraklarda idi. Aynı topraklarda süper güce dönüşmeyi başarmıştı Osmanlı. Atalarımız kader olan coğrafyada bunu nasıl başardı peki?

Bu 3 karşılaştırmada da görüldüğü gibi coğrafya belki de kader olmayabilir. . İbn-i Haldun un perspektifini o günkü koşullar altında yorumlamak bile Osmanlı, Roma, Kore örnekleri ile birlikte kafa karıştırabiliyor. Bu üç örnekte benzer yönler var. Mesela, becerikli yönetimler, dönemine göre uzman kadrolar, siyasi otoritenin adaleti, devlete ait eğitim ve sağlık anlayışları, döneme göre güncellenmiş teknoloji, hukukun üstünlüğü ve bağımsız yargı, güçler ayrılığı, laik düzen, istikrarlı ve olgun dış politika, doğru ekonomi politikaları ve devletin vatandaş için olması… gibi.

Peki kader olan gerçekten coğrafya mıdır yoksa yönetim sistemleri mi coğrafyayı kader haline getiriyor? Sorma öde vergileri, eğitim ve sağlık sistemlerinin çökertilmesi, dış politika başarısızlıkları, siyasi otoritenin kendini halktan üstün görmesi, ekonomik sefalet, adalet terazisinin şirezesinin kaçırılması, yolsuzluklar, din – mezhep – cemaat savaşlarının varlığı, bilimden uzak yaklaşımlar, teknolojik gelişmeye ayak uyduramamak, millet devletin efendisi yerine kölesi olmayı reysen kabul ettirildiği bir düzen ve laikliğin yok edilme çabasının olduğu bir toplumda, dış güçlerin yarattığı kıskançlık sonucu oluşan baskılar ve hiçbir üretim olmadan büyük ekonomik atak planlarının vücut bulduğu bir toplumda bütün suç gerçekten coğrafyaya mı aittir gerçekten…

Kadere olan bu bakış açısı MÖ 3 yüzyıla aittir. İnsan kendi üzerinden sorumluluğu atmak için yaşanacak her şeyin tanrının emri olduğunu ileri sürer ve buna karşı koyamayarak suçu işlediği inancı vardır, Günahın aslında tanrıya ait olduğu bu tez ile coğrafya kaderdir bakış açısı sanki aynı pencereden bize bakıyor. Peki neden varoluş felsefesinden bakmıyoruz bu konuya. Varoluş Felsefesine göre varoluşa karışamayız ama sonrasının sorumluluğu bize aittir. Kaderimizi kendimiz yazarız. Belki kader coğrafyaya ait değildir. Belki de kader coğrafyaya hangi pencereden baktığımızdır.

Biz biz olalım her zaman olduğumuz gibi coğrafya kaderdir demeden mücadele etmeye devam edelim. Etkin ve yetkin yönetimleri oluşturmaya devam edelim. Daha önce başarmıştık. Yine yapabiliriz.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

HÜZÜN

HÜZÜN

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil