Ana Sayfa Yazarlar 30.01.2026 204 Görüntüleme

Şair , Yazar

Yaşamı Doğuran Kadına Sosyal Bakış ve Bilim Devleti.

Devlet bilim devleti olmadıkça sosyalleşemez. Sosyalleşemedikçe de olay ve olgulara sosyal bakış açısı ve pratikleşmesi söz konusu olamaz.
Bilim devletinden kastımız devleti bilim dünyasının yönetmesidir.
Evet benim sağlıklı toplum projemde- ütopyamda devleti bilimsel mantıkla yönetmek asıl olandır.
Bunun için de tüm bilim dallarının en önde gelenlerinden oluşan ve seçimle belirlenen bir parlamentonun oluşması ve bu parlamentonun kendi içinde seçtiği bir yürütmenin devleti yönetmesi ideal olandır diye düşünmekteyim.
Kaostan Çıkış ve Sağlıklı Topluma Giden Yol adlı kitabımda bu işin nasıl yapılacağını ayrıntılı ortaya koydum.
Ancak ve ancak bilim insanlarından oluşan bir yürütme sayesinde devleti sosyalleştirebilir ve sosyal politikaları uygulama imkanı bulabiliriz.
Doğum olayını ele alarak Dünyadaki mevcut devletlerin yönetim biçimlerince nasıl asosyal bir idare şeklinin tezahhür ettiğini ortaya koymaya çalışalım.
Dünya nüfusunun yarısı kadın.
Ve kadın doğuran bir cinsiyet. Yani yaşamı vareden türümüzün devamlılığını sağlayan cinsiyet.
Bu kadar işlevi ve rolü olan bu cinsiyete nasıl yaklaşıldığını burada her yönüyle ortaya dökmeye gerek yok. Zira makale kapsamını çok aşan bir iş olur bu.
Ama bir tek konuda doğum ve doğurganlık olayına devletlerin- haliyle toplumların sakat, eksik ve dar bakışını ortaya koyarak bu konuda sosyalleşemeyen devlet ve toplum gerçeğini irdeleyebiliriz.

Doğum olayına ‘ bir çiftin çocuk yapması ‘ olarak bakmak, bu fiilin o çiftin kendi tasarrufları ve ihtiyacı olarak bakmak ve buna göre tavır – konum ve yaklaşım sergilemek sosyalleşmemiş toplum ve devleti ifade eden bir bakıştır.
Doğum karşısında asosyal olunduğu için, bu fiile olması gereken açıdan bakılamadığı içindir ki ; Doğum yapan çalışan kadına üç ay gebelik öncesi ve üç- altı ay da doğum izni verilir.
Üç aylık süre yeni dünyaya gelmiş bir çocuk için gerekli anne bakımı için yeterlimidir?
Elbette ki yeterli değildir.
Neden üç- dört yıl değil de üç – altı ay kadar bir bakım izni verilmektedir ?
“Ben daha uzun süre bakmak istiyorum” diyene de ücretsiz bakım seçeneği önüne konulmaktadır. Neden ?
Açık ki kadının doğum eylemi onun bireysel bir faaliyeti olarak görüldüğü ve dar bakıldığı içindir.
Kadın ancak ücretsiz olarak izinli sayılmayı kabul ederse çalıştığı kamu- özel işyerinden izinli sayılmakta ve beş kuruş almadan, sigortası sayılmadan çocuğuna bakabilmektedir.
Oysa ki sakat bakış tam da bu noktadadır.
Sakat bakış doğumu bir kadının yada bir çiftin kendi işleri olarak ele almakta yatmaktadır.
Halbuki doğum eylemi sadece bir kadını yada çifti ilgilendiren, yani sadece onlarla sınırlı bir işlem değildir.
Tümüyle toplumu ilgilendiren Asal Toplum sorunudur.
Doğum ; Toplumun yeniden ve yeniden deviniminin olmazsa olmaz etkinliği olarak bakılması gereken bir işlem ve olgusallıktır.
Toplum yaşamının sürekliliği, var olmaya devam etmesi sağlıklı ve yeterli düzeyde doğuma ve doğurganlığa bağlıdır.
Bu iki kere iki kadar gerçek bir durum ise doğum olayı tek bir çiftin veya kadının sorumluluk alanı olarak ele alınamaz.
Doğum olayına toplumsal bir sorumluluk, görev ve faaliyet olarak bakmak bilimsel bakışı ifade eder.
Böyle bakıldığındadır ki ancak o zaman sosyal toplum ve sosyal devlet olma düzey ve gerçeğine ulaşılmış olur.
Bu perspektifle soruna yaklaşıldığında doğum yapan her kadının en az üç yıl izinli sayılması ve tastamam tüm haklarının verilmeye devam edilmesi gerekir. Çünkü kadın çocuğa toplumun ortak geleceği ve ortak çıkarı adına ve onun için bakmaktadır.
Çocuk doğurmak ve bakımını yapmak bireysel bir rol değil toplumsal bir rol olarak ele alındığında , ancak o zaman doğru bir bakış egemen hale gelir. Sosyalleşme de o zaman gerçekleşir.
Kuşkusuz sadece çalışan kadınlar için değil hiç bir işte çalışmayan ev kadınları da bu kapsamda ele alınmak zorundadır.
Çalışmayan kadınlar da tıpkı çalışan kadınların doğum ile sahip olması gereken haklarının aynısından yararlanmak durumunda olmalıdır.
Çalışmayan her kadın da doğumla beraber çalışıyor sayılarak sigorta imkanı ve insanca yaşayabileceği ve çocuğuna bakabileceği bir gelir ile onurlandırılmalı ve korunmalıdır.
Unutulmamalı ki her kadının doğum eylemi toplumun var olmasının ve devam etmesinin olmazsa olmaz eylemidir.
İnsan türünün var olmasını ve sürgit olmasını sağlayan doğum eylemi tarihin en görkemli işi ve eylemidir.
Sıradan ve kişisel bir işmiş gibi bakılamaz ve bakılmamalıdır.
Bunların olabilmesi için devlet denen aygıtın bilimsel olarak yeniden ve yeniden yapılandırılması, yönetim işinin bilgi ve bilime bırakılması gerekir diye düşünmekteyim.
İnsanlık ailesinin devam etmesi sağlıklı ve yeterli doğum ve doğurganlığın sürmesi ile mümkün olduğu gerçeğini unutmamalıyız.

Doğan Karaağaç

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil