Ana Sayfa Gündem 2 Mayıs 2026 66 Görüntüleme

BİR 1 MAYIS ANISI -Taksim 1977-

Yeşilçam’ın “kötü adamı”, Sivaslı Yadigar Ejder…
Filmlerde attığı o korkunç kahkahalara, dev cüssesine bakıp aldananlar, onun pamuktan yumuşak kalbini hiçbir zaman bilemediler. Ama ben, o puslu ve kanlı 1 Mayıs sabahında, o kalbi en yakından tanıyanlardan biriydim.
O sabah Beyoğlu’nda, figürasyon bürosunun önünde toplanmış, her zamanki gibi bir iş, bir set haberi bekliyorduk. Sokakta bir hareketlenme olunca işe gidiliyor sanıp kendimi dışarı attım. Meğer gidilen yer set değil, İşçi Bayramı’ydı. Cesur Barut ve diğer figüran arkadaşlarla birlikte kendimizi devasa bir selin içinde bulduk. Sinema Emekçileri Derneği’nin pankartı ellerimizde, Gümüşsuyu’ndan Taksim’e doğru akıyorduk.
Pankartın Ağırlığı ve Dev Bir El
Kalabalık uçsuz bucaksızdı. Semra Özdamar ve Hakan Balamir gibi isimler de aramıza katılmış, kortej daha da güçlenmişti. Derken, o devasa ve ağır kalaslara tutturulmuş pankartın sapı benim elime tutuşturuldu. Gümüşsuyu yokuşunu tırmanırken kollarımda derman tükendi, AKM’nin önüne geldiğimizde yorgunluktan dizlerim titremeye başladı. Tam sendelerken, arkamdan dev bir el kalası kavradı:
— “Ver bakalım şunu Keşanlı, sen yoruldun,” dedi o gür ama müşfik ses.
Yadigar Ejder, o kocaman elleriyle yükümü almış, bana derin bir nefes aldırmıştı. O günden sonra ona hep minnet duydum. İnsan Avcısı, Ben Bir Garip Keloğlanım, Nereye Bakıyor Bu Adamlar gibi birçok filmde birlikte ter dökecektik ama benim için o, her şeyden önce o pankartı omuzlayan dostumdu.
Kargaşa, Silah Sesleri ve Kazancı Yokuşu
Alana girdiğimizde yer gök inliyordu. Kürsüden gelen sesler, sloganların arasında kaybolup gidiyordu. Tam meydanın ortasına ulaştığımızda, o huzurlu kalabalık bir anda dalgalanmaya başladı. Silah sesleri çığlıklara karıştı; insanlar can havliyle sağa sola kaçışmaya başladı. Gezi Parkı’na doğru yönelmişken, o mahşeri kalabalıkta birine çarptım. Yine o: Yadigar abi!
— “Bu tarafa Keşanlı!” diye kükredi ve kolumdan tutup beni aksi yöne, otele doğru çekti.
Birlikte Kazancı Yokuşu’na doğru koştuk. Yerlerde birbirini ezenler, çığlık atanlar… Her yer ana baba günüydü. Arka sokakları dolanarak Beyoğlu’ndaki evimize kendimizi zor attık.
Tayfun Apartmanı’nda Bir “Kötü Adam”
Eve girdiğimizde Mehmet Ali ve Dilaver oradaydı. Öğrenci arkadaşlar hemen demli bir çay koydular. Karşılarında filmlerin “korkunç” adamı Yadigar Ejder’i görünce önce bir şaşırdılar, ama onun o sakin ve babacan tavrını görünce hemen kaynaştılar. Pencereden Beyoğlu Karakolu’nun önündeki kargaşayı izlerken, yaşananları bir bir anlattık.
O günlerden geriye bir de çatıda kurduğumuz sofraların tadı kaldı. Yadigar abi de bizim gibi beyaz şarabı severdi; o zamanın meşhur üç litrelik Efes şaraplarından açar, Boğaz’a karşı efkar dağıtırdık. Sinemanın o “en iyi kalpli kötü adamı” ile gökyüzüne bakıp geleceğin hayallerini kurardık.
Pankartı taşıyan o güçlü elleri ve zor anımda kolumdan tutup beni çekişini asla unutamam. Yeşilçam’da çok aktör tanıdım ama Yadigar Ejder, hayatın en gerçek sahnesinde en büyük rolünü “insanlık” üzerine oynamıştı. Işıklarda uyusun. Ali Gençli

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil