Ana Sayfa Gündem, Kültür 7 Mayıs 2026 81 Görüntüleme

SÖKE’DE SİNEMA KÜLTÜRÜ

Bir zamanlar ülkemizde ve kentimizde sosyal yaşamın vazgeçilmez eğlencesi sinemalardı. Hele yıldızlar altında, yazlık bahçelerde çekirdek çitleyerek, gazoz içerek izlenen Yeşilçam filmleri yaşamımızın bir parçası olmuştu. Televizyonun yaşamımıza girmesiyle birlikte bir kültür ritüel yok oldu gitti işte bu değişim üzerine düşünceler.
“Sokaktan Kutuya: Bir Şehir Sosyolojisi” AVM SİNEMALARI
1. Eski Söke sinemalarına (Efes, Saray) gitmek bir ritüeldi. İnsanlar en güzel kıyafetlerini giyer, sinemaya gitmek bir sosyal statü ve saygı göstergesi sayılırdı. Sinema, şehrin kalbindeydi. Fuayede karşılaşan insanlar birbirine selam verir, film çıkışı İstasyon Caddesi’nde yürünürdü. Sinema, şehre karışmaktı. Artık sinema, devasa bir tüketim zincirinin sadece bir halkası. İnsanlar sinemaya “özel bir amaçla” değil, alışveriş yaparken ya da yemek yerken “araya sıkıştırılmış bir aktivite” olarak gidiyor. Şıklığın yerini konfor (eşofman, spor kıyafet), toplumsal selamlaşmanın yerini ise anonimlik aldı.
2. Mahalle Kültüründen İzole Alanlara Efes ve Saray Sinemaları, Söke’nin sokak dokusunun bir parçasıydı. Kapıları doğrudan sokağa açılırdı. Sinemanın sokağa açılması, o sokağın esnafını (kuruyemişçisini, çaycısını, taksicisini) besler ve bir mahalle ekosistemi oluştururdu. AVM sinemaları şehirden kopuk, steril ve dış dünyadan izole alanlardır. Penceresiz, gün ışığı almayan bu mekanlar, insanı Söke’nin yerel ikliminden ve sokak sesinden koparıp “küresel bir standart” içine hapseder. Bu durumu “Sokağın sesinden klimanın uğultusuna” şeklinde açıklayabiliriz.
3. Seyir Kültürü: “Ortak Heyecan”dan “Bireysel Deneyim”e Eski sinemalar devasa salonlardı (500-600 kişilik). Bir komedi filmine aynı anda yüzlerce kişinin gülmesi, dev bir kolektif enerji yaratırdı. Kolektif Bellek: Yazlık sinemalarda gazoz kapağının açılma sesi veya çekirdek çıtırtısı toplumsal bir senfoniydi. AVM Sineması: Küçük, 50-60 kişilik “box” salonlar. Bu, izleyiciyi yalnızlaştırmış. Büyük bir topluluğun parçası olma hissi kaybolmuştur, deneyim daha bireysel ve teknik (ses kalitesi, görüntü netliği) bir odak noktasına kaymıştır.
4. Yerel Sermayeden Küresel Zincirlere
Sosyolojik değişimin ekonomik ayağı da çok kritiktir: Eskiden sinemanın sahibi Sökeli bir aileydi; makinisti mahallenin bir abisiydi. Bir sorun olduğunda muhatabınız belliydi. Şimdi ise muhatap bir genel müdürlük. Yerel bağ kopunca, sinemanın o şehre özgü kültürel bir misyon (yerel tiyatrolara destek verme, özel gösterimler yapma vb.) üstlenmesi zorlaşıyor. (Devam edecek)
Ali Gençli

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil