Ana Sayfa Yazarlar 10.05.2026 65 Görüntüleme

Klinik Psikoloji YL-Danışman

Bir Çocuğun Görünmez Yaraları – 37 “Issız Kalenin Bekçisi”

Yaralar bazen ıssız bir adanın ıssız kalesinde gizlenir; dışarıdan bakıldığında sarsılmaz bir güç simgesi gibi duran kale, dış dünyaya meydan okur. İçindeki çocuk alınmayan sevginin ve desteğin yokluğunda savrulurken, duvarları ise tek başına örmüştür. Her tuğla, karşılık bulmamış bir yardım çağrısı; her kule, güvende hissetmek adına örülen bir yalandır. Surlardan taşan hiper-bağımsızlık, aslında geçmişin sessiz yasını tutmaktır – kalenin derinliklerinde, hiç gelmeyen gemilere özlemle bakan bir ruhun sesidir. Bu kale aynı zamanda kendini ezdirmeme çabasının da kalesidir; çocuklukta alınan yaralar, bireyi “kimse beni ezmesin” diye duvarları daha da kalınlaştırmaya iter, bu çaba içteki yalnızlığı daha da derinleştirir.

Ebeveynlerin duygusal ihmali veya tutarsız desteği, minik elleri tek başına tuğla taşımaya zorlar. Bu tuğlalardan inşa edilen sağlam duvarlar yükselir. Yardım istediğinde yankısız kalan odalarda büyüyen çocuk, “kimseye ihtiyacım yok” inancını kale burçlarına kazır. Sağlam görünen bağımsızlık dengesi, dışarıdan güç gibi görünürken, içerilerde sarsıcı bir kök salar. Her bağımsız adım aslında koşulsuz ve içten alınamayan ilgini yasıdır. Çünkü kale çoktan terk edilmiş bir limanın bekçisidir.

Kendini ezdirmeme çabası, bu kalenin psikolojik temelini oluşturan bir savunma mekanizmasıdır. Temele işlemiş güvensizlik duygusu “sınırlarımı kimseye çiğnetmem” savunmasında aşırı tetikte olmaya dönüşür. Psikolojik olarak, bu çaba bağlanma teorisinde güvensiz-kaçıngan stilden köklenir; sevginin koşullu veya yok olduğu ortamlarda büyüyen çocuk, başkalarına açılmayı tehlike olarak görür ve kendini koruma adına duvarları yükseltir. Ancak bu denge, içteki yas tutmayı maskeler; her “hayır” deme veya sınır koyma, aslında alınmayan desteğin acısını telafi etmeye çalışır, ama zamanla ilişkileri izole eder. Kendini ezdirmeme çabası ile her işi kendin yapma eğilimi, aslında aynı psikolojik kalkanın iki yüzüdür;

Çocuklukta yaşanan ihmal ve güvensizlik, bireyi başkalarına açılmayı bir zayıflık olarak görmeye iterken, bu savunma mekanizması aşırı-bağımsızlık zırhını kuşandırır. Kendini ezdirmemek adına sınırları kalın surlar ören kişi, her işi tek başına üstlenerek kontrolü elinde tutmayı güvence sanır. Surlarda nöbet tutan bağımsızlık zırhı giyen yetişkinin elindeki silah ise alınmayan desteğin sessiz acısıdır. Oysa gerçek bağlar kurmak yerine, yalnızlığın güvenli limanında demir atmak, bilinen acıyı bilinmez güvene tercih etmekten başka bir şey değildir.

Farklı yollar aynı surlara kapı açar: Aile içi çatışmalar, erken yaşta “kendi başının çaresine bak” demektir. Aşırı korumacı ebeveynler, ani terk edişlerle dengesiz bir zemin yaratır. Çünkü aşırı koruma çocuk için değil ebeveynin kendi yaralarını telafi içindir. Her iki durumda da kale duvarları yükselir. Çocuk istediği karşılıksız yardım gemilerinin hiç gelmeyeceğini öğrenirken, yalnızlığını güvende hissetmenin tek yolu olarak kabul eder. Kalenin zindanlarında bir yas töreni başlar. Elveda denilen güven…Hayata onsuz devam edebilmek için yaşanan acı, aşırı bağımsızlık maskesinin altına gizlenir. Artık yaşanacak her tek başına zafer, aslında özlenen limanlara özlemle karışacaktır. Sebepler ne kadar çeşitli olursa olsun ihmal, terk edilme korkusu ya da duygusal yokluk hepsi aynı dengesizliği besler: Kale, dışarıdan sarsılmazken, içeride sessizce yas tutulur.

Ama unutmayın, bu ıssız kale sonsuza dek kimse yalnız kalmak zorunda değildir; iyileşme, ilk olarak duvarların ardındaki yası fark etmekle başlar, limanda küçük bir fener yakmakla devam eder. Yardım gemilerini çağırmak için o cılız ışığı bir arkadaşla paylaşmak, profesyonel destek almak veya kendi ihtiyaçlarını kabul etmek iyi bir başlangıç olabilir. O sessiz yasın cılız ışığı böyle dönüşmeye başlar. Her kırılan tuğla, özgürlüğe açılan bir pencere olur. Çünkü gerçek güç, yalnızlığın zırhını bırakıp, surlarda açılan pençelerinden sevginin ve yardımlaşmanın gemilerini karşılamakta yatar.

Cem İnak
Klinik Psikoloji YL-Danışman
instagram.com/cem_inak

Daha az göster

KLEOPATRANIN SIRLARI VE ANNEM

Kleopatra deyince aklıma Mısır geliyor. Mısır deyince de Piramitler, Ramses, Tutankomon, Nefertiti ve Nil nehri. Mısır piramitleri gerçekten görmek istediğim yerlerin başlarında yer alır. Birinciye ise kuşkusuz Mekkedeki Kabe geliyor. Kabenin aurasını hissetmeyi çok isterim! Daha sonra da kuzey ışıkları ve taç mahal gelir. Elbette Kleopatra’dan bahsedince Sezar da geliyor akla. Hemen akabinde Antonius ve kaderin cilvesiyle hain olan Brutus! Brutus bizlere ne oldum değil ne olacağım diyeceksin lafının canlı örneğini teşkil ediyor!

Kısa süre önce Safranbolu’dan Kuşadasına geldik. Yaz mevsimini burada geçireceğiz fakat bundan böyle yılın büyük bölümünü daha ziyade burada geçirmemiz de söz konusu. Safranbolu yıllardır yaşadığımız yer olması ve oldukça da güzel bir yer olması nedeniyle pek göz ardı edebileceğimiz bir yer değil. Seviyoruz orayı, sevilenler terk edilemezler. Ne var ki Kuşadasını da seviyoruz. Her iki yerleşim yeri de sevilmeyecek yerler değ…

Daha fazla göster
BU İHANETİN BEDELİ ÇOK AĞIR OLACAK !

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık b…

Daha fazla göster
19:32

 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil