Ana Sayfa Yazarlar 26.05.2026 9 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

AKASYA REÇELİ, ARNAVUT BÖREĞİ, HAŞHAŞLI PİDE, ARNAVUT CİĞERİ VE BAYRAM

AKASYA reçeli yediniz mi? Ben yemedim fakat methini duydum. AKASYA ağacının çiçeklerinden yapılıyormuş. Ben de yapayım istedim, eksik kalabilir miyim hiç. Aaa olmazdı ben eksik kalsaydım! Evin önündeki akasyaların çiçeklerini topladım. Toplarken parfümümsü kokusu reçelin güzel olacağına dair tahminimi kuvvetlendirdi. Önce şurubu kaynatım, sonra da çiçekleri ayıklayıp yıkadıktan sonra şuruba ilave ettim. Sonrasında her şeyin çabucak olup biteceğini düşünüyordum. Çiçekler şurubun içinde kolayca dağılacaklardı. Çiçek yaprağının ne canı vardı ki? Böyle olmadı ama çiçekler ısıya da şuruba da direndi. Dağılmadılar bir türlü! Sonunda süzmeye karar verdim, reçelden vazgeçip marmelat olsunlar dedim. Üstlerine bastıra bastıra süzgeçten süzerken marmelat yaparken olduğu gibi çiçek yapraklarının çoğunun aşağıya geçeceği beklentisindeydim. Olmadı ama bu işlemde bile dağılmadan parçalanmadan kendilerini muhafaza ettiler! Sonuç itibarıyla ne reçel, ne marmelat yapabildim. Yaptığım şey şuruba benzedi ama şuruptan da şeker muhtevasının yüksekliği ile ayrılan başka bir şey oldu aslında. Nasıl kullanacağım hakkında hiç bir fikrim yok henüz. Bu reçeli yapmayı bir daha denemeyeceğimden eminim. Reçellerle aram iyi değildir zaten. Sadece gül reçelini severim ancak onu bile tüketim düzeyim senede birkaç çay kaşığını geçmez. Akasya reçeline de bu yüzden kalkıştım. Güle benzeyecek olmasıydı beni heveslendiren. Kabul ediyorum ki beceremedim! Beceremediklerim azdır benim. genel olarak kendimi becerikli biri olarak tarif edebilirim.

Bunca zamandır beceremediğim bir de Arnavut böreği var! Birkaç kere yapmayı denedim. Yenmeyecek kadar kötü olmasa da, güzel de olmadı. Oysa iyi yapılan Arnavut böreği harika bir şeydir. Böyle bir böreği Adana’da köy stajı yaparken yemiştim. Gittiğimiz bir evde fırından yeni çıkmıştı. Muhteşem bir şeydi! Ben de her denememde bu lezzeti yakalamaya çalıştım fakat olmadı! Her ne kadar şimdiye değin başaramamış olsam da, bir gün tekrar deneyeceğimi, yine olmazsa başka bir günlerde yine yine deneyecegim çünki onu bir kez yemiş bile olsam lezzeti çok sevdiğim bir lezzet oldu ve bu lezzet beynimde kalıcı olarak yer etti. Başarısızlıklarım onu aramamı engelleyemez. Her başarısızlık bir dahaki denemem için bir veri oluşturuyor. Bu verilerle bir kez daha yapmaya kalkıştığımda, bu kez o lezzeti yakalayacağımı düşündürttürüyor!

Haşhaşlı pideyi ise Eskişehir’de yemiştim. Eskişehir’li bir komşumuz yapıyordu ama ne yapmak?…. Ne yapmak ne yapmak! Yok böyle bir yapmak. Yaşım biraz daha büyük olsaydı, ondan bunu öğrenmeye çalışırdım. O sıralar oniki yaşlarımdaydım ve yemek yapım işlemleri benim ilgi alanıma dahil değildi. İlgi alanıma dahil olmasa bile, belleğime onun da nefaseti kalıcı olarak girmiş durumda! Haşhaşlı pide yapmayı birkaç kez denedim. Olmadı. Aklımda kaldığı kadarıyla çok yumuşak bir hamurdu. Komşumuz, hamur pideleri yapıldığı yerden kaldırırken iki elinin üstünde taşırdı. Çok hızlı hareket ederdi çünki elinin üstündeki pide hamuru azıcık gecikirse akardı. Onun bu başarısında kullandığı haşhaşın da önemi büyük olsa gerek. Şimdi satıldığı gibi ezilmiş hazır haşhaş kullanmazdı. Haşhaşı; büyük bir taşın üstünde, elinde başka bir taşla ezerek kendisi yapardı. Kullandığı yağ da sanırım bu haşhaştan edle ettiği yağdı. Belki de pidelerin nefaseti buradan geliyordu. Bayramlarda ise her evde haşhaşlı lokul yapılırdı. Gelenlere lokul ikram edilirdi. Lokulu aynı onlar gibi yapabiliyorum ama pidede sınıfta kalmam kaçınılmaz sonuç gibi gözüküyor.

Kurban bayramında et kavurması ilk akla gelen yemek fakat kavurma kadar akla gelen bir başka yemek daha var. Arnavut ciğeri. Bol yeşil soğanlı iyi yapılmış bir arnavut ciğeri!.. İyi yapılmış arnavut ciğerinin kıstasları dışının kıtır, içinin yumuşak ve yeteri kadar pişmiş olmasıdır. Hayatımdaki en iyi arnavut ciğerini Hacettepe’de okurken yemiştim. Bir gece ilerlemiş bir saatte, yurdumuza ciğerci geldi. Nasıl içeri girdi bilemiyorum ama ondan ciğer almakla ne kadar iyi bir iş yaptığımı biliyorum. Ciğer sevdiğim bir yemek değildir ama gecenin o vaktinde açtık. Arkadaşlarla birlikte ekmek arası ciğeri kapıştık diyebilirim. İyi ki de kapışmışız, bir daha böylesine rastlayamadım. Sakatatların hepsinin de besin ögeleri yüksektir fakat ciğerle bu konuda kimse yarışamaz. Benim için en büyük gıdasal artısı ise fosfolipitleridir. Fosfolipitler en çok beynimizde bulunur. Beyin hücreleri daha çok yağdan müteşekkildir. Yağ asitlerinden oluşur. Fosfolipitler de bu hücreler için çok önemlidir! İyi bir arnavut ciğeri nasıl yapılır geçenlerde öğrendim. Kuşbaşı doğranmış ciğerleri en az yarım saat sütte bekletiyorsunuz. Süt içinin yumuşak kalmasını sağlıyor. Unlayıp kızarttığınızda dışı kıtır içi yumuşak oluyor. Hemen hemen yurtta satılan o ciğerin kalitesine ulaşabiliyorsunuz diyebilirim.

Ben bu bayramda bir kez daha arnavut böreğini yapmayı deneyeceğim. Bizimkiler gelecek; yani ablam ve ailesi ve de küçük kardeşim ve ailesi. Artık nasıl olursa kaderlerine! Yenmeyecek kadar kötü yapmayacağımı biliyorum. Yanına da bir sütlü tatlı yaparım. Benim spesialim krem karameldir. Güzel yapıyorum bunu. Hekese bayram boyunca ölçüyü kaçırmayın ki yedikleriniz afiyet olsun diyorum. Sevgilerimle
Dyt. Güner Erbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

SEVDANIN TURNALARI

SEVDANIN TURNALARI

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil