Ana Sayfa Yazarlar 14.01.2026 59 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

ÇOLPAN

Birkaç gündür, Çolpan İlhanın evlendiği gün çekilmiş olan bir fotoğrafı dolaşıyor internette. Hem instagramda hem de Facebook sayfalarında karşıma çıkıyor. Bu fotoğrafta yanında eşi Sadri Alışık da var. Çolpan İlhanın sinemayı bıraktıktan sonra uzun bir dönem butik işlettiğini biliyorum. Gelinliğini görünce neden butik işlettiğini daha iyi anladım. Bu işlerden ne denli anladığı ve ne yüksek bir zevke sahip olduğu gelinliğinden anlaşılıyor.

Gelinlik üst düzey bir kalite! Muhtemelen Louis Vuitton yada Chanel filan değil fakat onlardan bir milim aşağı da değil. Sanki her tarafından ığıl ığıl zarafet ve asalet akıyor. Hem kumaşı hem modeli sadelikle gözalıcılığı aynı anda bünyesinde barındırmış, birleştirmiş. Demek ikisi birbiri ile birleşebiliyormuş. Bele kadar vücudu saran belden sonra ölçülü bir kabarıklıkla eteklere doğru daha da bollaşan bir kesim. Etek uçlarından yer yer diz üstüne kadar yükselen dantel süslemeler var. Muhtemelen Fransız danteli çünki gelinliklerde bu dantelin kullanılması o vakitler önemli bir unsurdu. PYaka kayık yaka ile bisiklet yaka karışımı, kollar dar ve bileklere kadar iniyor. Duvak kısa, dizlere kadar ancak iniyor ve başındaki küçük beyaz şapkaya üstten zarif bir şekilde tutturulmuş. Belinde bir el büyüklüğünde gri renkte işlemeden oluşmuş çiçek motifi var. Çiçeğin olduğu yerden aşağıya doğu iki saten kurdale iniyor. Buradan da anlaşılıyor ki gelinligin kumaşı saten fakat çok parlak bir saten değil. Parlaklığı mat ile parlak saten arasında bir yerde duruyor. Kumaşın üstünde çok yoğun olmayan, sadeliği bozmayan düzeyde işlemeleri var. Bu işlemeker bana inciden yapılmış gibi geldi. Gelinliğin zerafetle parlamasına, kumaşın katkısını fark etmemek mümkün olmuyor. Elinde kocaman bir çiçek demeti tutuyor. Beyaz ve kırmızı çiçeklerden oluşmuş bir buket bu. Gelinlik güzel, sade, asil fakat onu üstünde taşıyan da ondan aşağı değil!

Çolpan, çoban yıldızı demek. Çoban yıldızı ise aslında bir yıldız değil venüs gezegendir. Venüs gezegeni, sabah güneş doğmadan önce doğuda, akşam güneş battıktan hemen sonra batıda bulunur. Bu nedenle ona tan yıldızı da deniyor fakat en güzel ismi sabah yıldızı olsa gerek. Venüs gezegeninin bir kaç mitolojik hikayesi var ve bunlardan en bilineni afroditle olanı kuşkusuz. Venüs kelimesi afroditi çağrıştırır. Sabah kelimesi, kelime olarak insanın içine ferahlık verir. Kelimenin seslerin tınısından gelen bir ferahlık! S sesi ile başlaması bunda büyük etken olsa gerek, bir diğer etken ise bah hecesi.Bah hecesi insanda bir genişlik hissine neden oluyor. Bunun nedeni belki de bahçe kelimesinden geliyor. Bahçelerde parklarda olmak, doğada olmak bizi her zaman rahatlatır. Sabahın tınısı bir genişlik uçsuz bucaksızlık çağrıştırmıyor mu sizce de! Örneğin İngilizcedeki morning aynı duygulanımı veremiyor.

Gelinliği ve kendisi böylesine zarif bir insanın, senelerce kıyafet satan bir butik işletmesi, ne kadar da anlaşılabilir bir durum değil mi? Bazı insanlar zevklidir ve zevkli olmaları hem kişilikleri ile, hem de donanımlarıyla ilgilidir. Bu dünyada hiçbir sey durduk yere olmaz, hep bir sebep vardır. Çolpan İlhanın bir vali kızı olması onun asaletinin nereden geldiğini bize açıklıyor.
Benzer durum Filiz Akın için de geçerlidir. Onun babası bir yargıç, annesi ise Ankarada dönemin önemli bir terzisi. Filiz Akının filmlerde giydiği kıyafetlere bakarsanız, giyinmeyi ne kadar iyi bildiğini görebilirsiniz. Onun filmleri bana defile gibi gelir. Böyle olması tesadüf değil elbette. Bütün yetişme çağı, elbise modelleri arasında geçmiş birisi o.

Tabi Çolpan İlhan denince benim aklıma hemen Attila İlhan gelir. Çok sevdigim bir şair olmasının yanında, ülkemizin yetiştirdiği önemli bir entelektüel kişidir kendisi. Zamanında TRT 2 de sohbetvari bir proğramı vardı. Bu programları kaçırmamaya çalışırdım. Proğramlardan birinde adından bahsettiğini de hatırlıyorum. Adında iki (t )bulunduğunu ( l ) nin ise tek olduğunu anlatmıştı. Ülkemizin düzeninden ve dünya düzeninden bahsettiği güzel programlardı bunlar. Sık sık ümmetçilik ve ulusalcılık nedir ve neden ümmetçi değil de ulusalcı olmamız gerektiğini anlatar, emperyalist oyunların farkında olmamızı sağlamaya çalışan konuşmalar yapardı.
Bir şeyden daha bahseder ve bunu çok önemserdi. Uzun uzun köy enstitülerinin kapatılmasının ülkemiz için ne kadar yanlış bir tutum olduğunu anlatırdı. Onun programlarını izlemek büyük bir zevkti.
Şairliğinin yanında aynı zamanda önemli bir düşünce insanıydı da. Allah rahmet eylesin, ruhu şad olsun diyorum ve çok sevdiğim bir şiirinin bir bölümüne burada yer vererek yazımı noktalamak istiyorum . Sevgilerimle

İkimiz iki sap buğday olsak
sen benim olsan ben senin olsam
bir gece vakti aklına gelsem
uykunu tutsam bırakmasam
seni kucaklasam kucaklasam
birbirimizin kalbini dinlesek
dünyanın kalbini dinlesek
büyük ateşler yaksalar
iki güvercin uçursalar
nerede olduğumuzu bilsek
Attila İlhan

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil