FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 29.05.2023 708 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

GÖZLERDE YAŞ YOKSA ….

Annem, son yıllarda, gözlerinde yaş kalmadığını bu nedenle ağlayamadığını söylüyor. Yaş… su…. iki hidrojen bir oksijen atomu birleşkesi. Hidrojen yanıcı bir gaz, oksijense yakıcı. Biri yanıcı öteki yakıcıyken, nasıl oluyor da birleşip, söndürücü bir madde oluşturuyorlar ? Ne kadar ilginç değil mi ?… Başlıktaki cümlenin devamı, ( gözlerde yaş yoksa )” ruh gökkuşağına sahip olamaz” der. Bir kızılderili atasözü. Biliyorsunuz kimileri Kızılderilileri Türk der. Bana da mantıklı gelmiyor değil. Giysilerindeki motifler bizim kilim motiflerine çok benziyor. Benim için, zorlu zamanlarımın arkadaşı olan bu çümle ile, epey bir teşrik-i mesaim olmuştur. İnsanın ruhunun renklenmesi kolay gerçekleşmiyor, gözlerden yaşın akması, hatta çağlaması ile mümkün ! Bu atasözü sadece birey için değil , toplum yaşamı için de geçerli olsa gerek.

Ağlamanın göze olan etkisi nedir acaba ? Göz doktorları bu konuda ne der, merak ettim şimdi. Göz, sıvısını kaybettiği için zora mı girer, yoksa akan gözyaşı ile bir devir daim söz konusu olup, temizlenir yenilenir mi ? Belki de ağlamanın dozuna bağlı olarak her ikisi de geçerlidir. Bilemedim. Bildiğimse, gözün sıvısının azalmasının göze çok zarar verdiğidir. İşte bol su içme gerekliliği yine karşımıza çıktı. Bol su içmek, vücudun her bölgesi için geçerli olan bir gereklilik.

Göz, kapaklarını dakikada 16 kez kırpıyormuş. Normal standart sayımızmış bu. Bunun altına indiğinde göz zarar görüyormuş. TV izlerken, yahutta bilgisayar kullanırken, göz kırpmayı azaltıyormuşuz. Bunları kızımın doktoru Prof.Dr Koray Gümüş, geçenlerde Burcu ile Hafta Sonu programında ve Çağla ile Yeni Bir Gün programında söyledi. Bütün dikkatimle seyrettim, bugün öğrendiklerimi yazıyorum. Göz kırpma azalınca, gözün sıvısı çok buharlaştığı için, kuruyan gözde yanma, batma, acıma oluyormuş. Birşeye konsantre olmanın sonucu olsa gerek kırpmanın azalması, çünki TV seyrederken, bilgisayar ve cep telefonuyla oynarken sayı azalıyormuş. Her göz kırpma, gözyaşı salgılanmasına neden olarak, gözün temizlenmesini ve beslenmesini sağlıyor olmalı, çıkarımını da ben yaptım. Bilmiyorum… belki programda duymuş da olabilirim, emin değilim. Başka bilgiler de verdi. Göz makyajı temizliğinin öneminden bahsetti. Temizlenmezse, göz kapağının içinde bulunan salgı bezleri tıkanıyormuş. Bu salgı bezlerinden salgılanan sıvının içinde, yağ da varmış. Temizlenmeyen makyaj, bu yağlarda donma yapıyormuş. Donan yağ kanalları tıkayıp, göz sıvısının göze intikalini önlüyor, göz sıvısız kaldığı için kuru göz oluyormuşuz.

Kuru göz olsan ne olur demeyin. Benim kızımda var. Kuru göz olunca, kanda biraz kalsiyum da yüksekse, bant keratopati olabiliyor göz. Bant keratopati gözde kalsiyum birikmesi demek.Görme kaybı oluşuyor. Benim küçüklüm gibi kendini ifade edemeyen biriyseniz görme kaybı ilerleyince fark ediyorsunuz. Tedavisi de zor. Ameliyatla kalsiyumlar temizleniyor. Ehil ellerde titizlikle yapılması gereken bir operasyon. Biz uzun arayışlar neticesinde şansımız olan doktorumuzu bulduk. Çok güzel temizlendiği gibi, çok da çabuk toparlandı göz. Sanki hokus pokus yaptı. Ne var ki bu hastalık, tekrarları seviyor maalesef.Bu nedenle ; göze karşı hassasiyetim doruklarda seyrediyor.

Dakikadaki göz kırpma sayımızla, solunum sayımızın aynı olması dikkatimi çekti. . Neden acaba ? Aralarında bir ilişki olduğu açık, aşikare ! Vücuda her oksijen alımı gerçekleştiğinde göz bir defa kapaklarını kırpıyor ! Vücuda giren oksijen, göz kırpılmasıyla gerçekleşen işlerde kullanılıyor olmalı ; bu da ikinci çıkarımım. Seneler evvel TRT belgeselde izlemiştim; tüm evrenin bir matematiği olduğunu anlatan çok güzel bir programdı. TRT Belgesel birçok filmi tekrar tekrar koyar, fakat bunun tekrarı olmadı. Programın adı Matematiğin Aydınlık Dünyası. Demek oluyor ki, insan vücudu da matematiksel olarak yaratılmış. Tesadüf yok , plan var. Herşey iğneden ipliğe bir plan dahilinde gerçekleşiyor. Allah var, hesap kitap, matematik ve düzen var.

Gözümüze dönersek, kuru göz olmamak için beslenmemize dikkat etmeliymişiz. Şeker burada da, göze belaymış. Sadece o olsa iyi, oksidatif stres yapan herşey.Yani kızarmalar, alkol, sigara,paketli gıdalar, meşrubatlar, tatlılar, rafine un, rafine gıdalar da göze zarar. Hareketli yaşam gerekliliği varmış, yani spor vede yeterli uyku.

Gelelim göz için doğru beslenmeye. Kısa yoldan rengarenk beslenin diyeceğim. Yeşilli, sarılı, turunculu, kırmızılı, morlu beslenme. Vücudumuzda göz kadar renkli olan, bir başka organımız var mı ? Yok elbette . Denizlerin mavisi onda, ağaçların, çayırların, ilk baharın yeşili onda, toprağın kahverengisi onda, evrenin karanlık maddesinin karası onda, sonbaharın sarısı onda. Eee bu kadar renkli olan organ için, rengarenk beslenme, böylece ayan beyanlaşıp, gerekliliği ispatlanmış oluyor. Öyleyse : kışın bol bol buharda şekersiz cevizli bal kabağı, kara lahana sarması, ıspanak, pazı, tere, roka, kereviz, havuç, kırmızı pancar, yer elması,soğan, ölçüyü şaşmadan portakal, mandalina, kivi, nar,Trabzon hurması yazınsa ; düzenli olarak kapya kırmızı ve yeşil biber, vişne, kiraz, kayısı, mor erik, yaban mersini, domates, kızılcık, böğürtlen, kara dut, ilaçsız asma yaprağı sarması, biber dolmaları ve elbette haftada iki kez küçük balıklardan ( hamsi,sardalya, istavrit, sarı kanat, çinekop gibi ) yemeli, bol bol iki hidrojen bir oksijen içmeliyiz. Sevgilerimle

Dyt.Güner Erbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil