FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 24.02.2024 294 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

KANDİL- DİYOJEN’DEN KIRMIZI ŞERBETE

Kandil kelimesi bana önce helvayı sonra çocukluğumu, biraz daha zorlarsam Diyojeni ve Ferdi Özbeğeni hatırlatır. Gündüz gündüz elinde kandille, dürüst insan arayan Diyojen, ne kadar da haklıymış. Demek ki, dünya kurulduğundan bu yana, insanda dürüstlük, nadir bulunan bir meziyetmiş ! İnsan, egosunun emrinde, yerlere yapıştırıyor erdemi. Ferdi Özbeğense gün ışığında yola koyuluyordu, elinde kandil gözünde mendille. O, vefa arıyordu, şefkat arıyordu, aşk arıyordu. Onun aradıkları, dürüstlükle mukayese edildiğinde, nispeten daha kolay bulunabildiği için, görece şanslıydı !

Helvaysa, bizim kültürümüzün bir ürünü. Kandil günlerinin olmazsa olmazı. Un helvası veya irmik helvası. Fıstıklı, fındıklı, cevizli, bademli artık nasıl olursa. Şeker biliyorsunuz ki sağlık için günah keçisi. Bir gün için görmezden gelsek ne olur? Güzel olur bence ve hepimizce. Elbette az yemek kaydı şartıyla. Helva, pratik ve yapımı kolay bir tatlıyken, ters orantılı bir şekilde muhteşem lezzettedir. Üstelik fazla malzeme de istemez. Ekonomiktir. Kandil günlerine özel olan iki adet daha var. Türkçeden harflerin üstündeki uzatma ve inceltme işaretlerini kaldırıp ne kötü yaptılar. Adet kelimesi böylece sayısal bir niteleme kelimesi gibi algılanıp cümlenin anlamını nasıl da bozuyor. Demek ki görenek diyeceğiz onun yerine. Bu iki göreneği de çocukluğumda yaşayabilme şansım oldu.

İlki, Karabük Yenice’de orman işletmesinin lojmanlarında kalırken, Şaziye hanımın biz çocuklar için yaptığı şerbetti.Sokakta, tekerlekli bir araba üstünde, damacana kavanozun içinde olurdu bu kıpkırmızı sıvı. İşletmenin bütün çocuklarını toplar, kandil günü biz çocuklara özel olan ikramını yapardı. Şerbet sevdiğim birşey değildi, fakat her kandil aksatmadan bizleri düşünüp, bunu hazırlaması, hepimizi çok mutlu ediyordu. Herşeyden önce önemli olduğumuz hissini yaşıyor, ve bu duyguya bayılıyorduk. Sevsek de, sevmesek de, onun şerbetini içmeye, hepimiz koşa koşa gidiyorduk. Önemli olduğunu duyumsatmak bir insana yapılabilecek en büyük iyiliktir, çünki bu duygu içinde olduğu müddetçe, insan yaşamaktan keyif alır. Şaziye hanım işletme müdürünün eşiydi.İstanbul’dan gelmişlerdi Yenice’ye. Bu yaptığı, eski İstanbul adeti olmalıydı. Bu dünyadaki misyonu iyilik yapmak olan birisiydi Şaziye hanım. Kimin yardıma ihtiyacı varsa, onun eli oraya uzanır, başkalarını da uzattırırdı… Etrafına ışık saçarak parıldayan bir melekti sanki. Yeniceden bir Şaziye hanım geçti ve bizler elindeki peri çubuğunu değdirdiği şanslı insanlar olduk !

İkincisini de, Yeniceye ait olan bir adet diye düşünmekteyim. Yeniceden sonra gittiğimiz hiç bir yerde ben bu uygulamayla karşılaşamadım.Kandil günleri, tüm çocuklar akşam ezanından sonra, çay tabaklarına mumlarımızı yapıştırır, dışarı sokağa çıkıp, toplaşırdık. Hep birlikte, kandil tekerlememizi söyleyerek ev ev gezip, para yada şeker toplardık.

“Yağ parası, mum parası

Akşam oldu kandil parası

Kömürlükte kömür Hanımlara ömür

Merdivenden iniyor

Bize para veriyor

Yağlı kapı, ballı kapı Halkası büyük, renkli kapı.

Nasıl bir eğlenceydi anlatamam. Gece dışarı çıkıp gezmek bile başlı başına muhteşemken, bir de elimizde yanan mumlarla şarkı gibi bir tekerleme söylemek neyle tarif edilebilir ki. Üstelik grupla yapılan bir eğlence ! Sosyalleşmenin dibi desem yeridir hani. Böyle adetler hep olmalı. Olmalı, çünki hayata güzellikler katmasının yanında, bu özel günlere karşı, sevgiyi kalplere yerleştiriyor. Kutsal günlerinizi kalpten seviyor, gönlünüze yerleştiriyorsunuz. Sevilen bir şeye ise, bir daha kimse dokunup zarar veremiyor. Allah tüm evreni sevgiyle yarattığı gibi, sevilmesi için de yaratmış. Yoksa ardı arkası kesilmeyen bunca güzelliği niye var etsin ki. Sevelim diye elbette. Yaratılan herşeyi sevelim, ihtimam gösterelim, incitmeyelim, zarar vermeyelim. Böyle özenli bir tutum sevilmeyene yapılamaz. Sevginin belirtisidir ilgi, ihtimam, nezaket, hoşgörü, empati, koruma, kollama, fedakarlık, kılı kırk yarma durumları

! Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü diyerek yazımı sonlandırırken, hepimizin kandilini kutluyor, dualarımızın kabulünü diliyor, Amin diyorum.

Sevgilerimle

Dyt, Güner Erbay

İnstagram erbay.guner

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil