Ana Sayfa Yazarlar 8.06.2026 82 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

A,E,O ALLAH, EVET, ÇOK

Bugün bu üç sesi ve üç kelimeyi yazmak geldi içimden. A, E, O sesleri girdikleri kelimelere hangi duyguları ekler. Sesli ve sessiz sesleri duygusal etki açısından mukayese etmek gerekir mi. Duygu oluştururken sesli sesler mi, sessiz sesler mi daha etkilidir? İnsan beyni mukayeseli çalışmaya müsait bir yapıdadır. Mukayesenin herhangi bir şeyi anlamamızdaki rolü oldukça büyüktür. Mukayese beynimizin işini kolaylaştırır fakat ilahi planda işler böyle işlemez, hatta tam da tersine işler. Mukayese yapmak bir şekilde kaderi harekete geçirir. Biraz büyük konuşmaya girer. Kader; eninde sonunda, yakın yahut uzak gelecekte, mukayese ettiğin şeyle seni baş başa bırakır. O öteki olan şey, başına gelir. Bu nedenle mukayeseden uzak durmak en iyisidir. Seslerin duygu oluşturmadaki görevlerini ortaya koyarken bile her birini tek ele almalı ve hiçbir zaman biri diğerine göre daha önemlidir önermesi yapmamalıyız!

Yukarıdaki girişi yaptıktan sonra gelelim seslerimize. Seslerin anlamlarını bulabilmek için nidalamalarına dikkat etmek gerekir. İlk sesimiz A sesi. A sesini söylerken ilgili organlarda hiçbir engel oluşturmadan söylendiğini rahatlıkla görebiliriz . Sesin bizde oluşturduğu duyguda; sesi oluştururken nerede ve nasıl boğumlandığı en önemli etken oluyor. Boğumlanmada herhangi bir engel söz konusuysa, ona göre bir duygusal etkisi söz konusu oluyor. A sesi hiçbir engel olmadan çıkan tek sesli ses. Sessiz sesler ise doğaları gereği engelsiz söylenebilecek sesler değil. A bizde genişlik uçsuz bucaksızlık ve bunların sonucunda da ferahlık duygusu yaratır. Bunun yanında hayreti de ifade eder. Niye ve nasıl böyle bir duygu yaratır diye düşündüğümde, benim vardığım sonuç, yaratıcının seslerin oluşurkenki durumlarına uygun duygulanmayı bünyelerine bahşetmiş olduğudur.. A sanki bütün evrene yayılır dağılır ve onu tümden kapsar. İnsanda büyük bir genişlik, enginlik hissi yaratması, sonsuzluğun da zihnimizde çağrışmasına neden olur. Sonsuzluk ise hayret edilmemesi mümkün olan bir şey değildir! Öyleyse yaratıcının isminde mutlaka yer alması gerekmez mi? Hem sonsuzluğu ifade etmesi, hem de hayret duygusunu ifade etmesi manidar değil midir? İnsanın en büyük hayretini kuşkusuz ki yaratıcı teşkil eder. Onun kudreti teşkil eder! İnsanoğlunun yaratıcıya verdiği değişik isimler vardır. Türk milletinin verdiği isim Tanrı’dır. Yaratıcının bir başka ismi İlah bir diğeri ise God. God İngilizce bir kelime fakat okunuşu gad! Hepsinde de A sesi var fakat yaratıcı için en doğru olabilecek isim kuşkusuz ki ALLAH’ tır. Kelime Arapça bir kelimedir. Bu kelimenin A sesi ile başlaması sonrasında yumuşak bir ses olan L sesinin üst üste iki kere olması ve akabinde tekrarının gelmesi ve nihayete ererken H sesi ile bitmesi ne kadar özel bir kelime olduğunu bize ispat eder. Seslere tek tek baktığımızda A her şeyi onun yaratmış olduğunu ve onun sonsuzluğunu, L affedici vasfının olduğunu ve L nin tekrarı affının çokluğunu, A’ nın tekrarı ile yaratıcılığının enginliğini ve kendimizi ona bırakmamızın gerekliliğini, tevekkülün bizlere verdiği ferahlığını, H ise canlılığı oluşturduğunu, cisimlere can verdiğini, oksijeni ve nefesi yarattığını anlatır bizlere. İşte bu nedenle tüm semavi dinlerde Allah lafzı reddedilmeden kullanılır!

Biliyoruz ki ses bir enerjidir. Enerjiler birbirine dönüşebilir. Madde enerjiye, enerji de maddeye dönüşebilir, bildiğimiz en temel fizik kanunudur ve tüm enerjiler birbirlerini olumlu ve olumsuz olarak etkiler. İnsanlar ve tüm hayvanlar alemi yedikleriyle enerji oluşturur. Oluşturduğumuz bu enerjinin bir kısmının ses enerjisi olarak dış dünyaya çıkması; sesin var olan her varlığa olumlu yahut olumsuz yönde bir etkide bulunacağını bilmemizi gerektirir. Öyle ise sesleri kelimelerle kullanırken; kelimelerin ifade ettiği anlamı temsil eden seslerden oluşmuş olması, evreni istenilen yönde harekete geçirmesine sebep teşkil eder diyebiliriz. Bu hareketin derecesi ise sesleri kullanırkenki tonlamalarımıza göre azalır yahut çoğalır. Tonlamalarımız; duygulardan kaynağını alırken aynı zamanda duygu da oluşturur. Duygular da ruhun besinleridir!

A yı burada kesip E’ye geçmek istiyorum. E sesi bir onay sesidir. Destekliyorum seni, devam et sesidir. Söylerken dil kökünün damağa doğru yükselmesi onda bir sınırlılık olduğunu gösterir fakat bu sınırlılık geniş bir düzlemde yer alır çünki dil ağızda yayılarak yukarıya doğru uzanır. Dilin bu hali onun rahatlık veren bir ses olduğunu bize gösterir. Rahatlık ve sakinlik veren bir onay sesidir E. Bu nedenle konuşurken karşınızdakinin konuşması hoşumuza gittiğinde devam etmesi için eeee deriz. Bebeklere de sakinleşip uymaları için ninnilerimizde e-e-e-e deriz. Bu bakımdan Türkçemizdeki Evet yerini tam bulmuş bir kelimedir İngilizce karşılığında da E sesi yer alır( yes)! Bu iki kelime karşılaştırıldığında evet kelimesinin onay için daha uygun olduğunu görürüz çünki kelimede başlangıçta yer alır.

O’ya gelirsek; o çokluk ifade eden bir sestir. Oooo dediğimizde bu çokluğa dikkat çekeriz. O sesinde beğeni de yer alır. Hal böyle olunca Türkçemizdeki çok kelimesinin, çok kavramına cuk oturduğunu görebiliriz. Çoklukta bir coşku vardır. Herhangi bir şey çoğaltmadan coşku oluşturmak mümkün degildir. Öyleyse çok kelimesinin bu coşkuyu da içermesi gerekir. Coşku sesleri ise Ç ve Ş sesi olmakla birlikte; Ş sesi aynı zamanda bir çağrı bir uyarı sesidir, nidalamada böyle kullanılır. Bu durumda çok kelimesi için geriye Ç sesi kalır! Çok kavramı bolluğa işaret ederken bunun sınırlanmış, ölçülü bir bolluk olması gerekir. Bu sınırlanmışlığı kelimenin sonundaki K sesi verir. K ve T sesleri sonlandırma sesleridir. Onlar herhangi bir seyi nihayetlendirmeyi ifade ederler. Onu orada keser sonlandırırlar. Ayrıca kesinlik ve netlik de ifade ederler. Tüm bunları göz önüne aldığımızda çok kelimesinin very’ e üstünlüğünü görebiliriz. Very’de coşkunluk hiç yer almadığı gibi, bolluk kavramı da yoktur. Çokluktan ziyade yumuşaklığı ifade etmeye uygun gözüküyor. Kuranı Kerimde bazı sürelerin başında bazı harfler ( sesler ) yer alır. Bu seslerin anlamı açıklanmamıştır, bilinmez! Bilinmemekle birlikte ilgili sürenin ilahi planda neleri harekete geçirdiğine bir işaret teşkil etmesi kuvvetle muhtemeldir!

Son olarak konuşmalarımızda kelimelerimize ve kelimelerimizi tonlamalarımıza dikkat etmemiz gerekir diyorum. Olabildiğince sakin ve olumlu konuşmak yaşantımıza kadersel anlamda mutlaka yansıyacaktır. Bu yansımayla; durgun bir gölde ışığın suda yansıması neticesinde ortamını daha da ışıtıp aydınlatması gibi, kelimelerimizin evrensel plandaki yansıması, kelimelerimiz bir ışıksa hayatımızı aydınlatacak, kelimelerimiz bir karaltıysa hayatımızı karartacaktır diyorum ve hepinize sevgilerimi gönderiyorum!!

Dyt. Güner Erbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil