Ana Sayfa Yazarlar 11.11.2025 1277 Görüntüleme

Klinik Psikoloji YL-Danışman

Bir Çocuğun Görünmez Yaraları 25 ‘ Bedenin Suskun Çığlıkları- Madalyonun İki Yüzü’

İçinizdeki bir savaşın iki cephesi olduğunu düşünün. Aynı anda çift taraflı ateş altındasınız. İlk cephe vücudunuzun size açtığı savaş, yani kendi ordunuzun sizi düşman sanması ve eklemler, tiroid, sinirleriniz gibi kalelerinize saldırması. Diğer çatışma ise, ruhunuzda söze dökülmeden yaşanan acıya bedeninizin felç, görememe, sesin kısılması gibi durumlar ile tercüman olması, yani beynin işlevsel haritasında yaşanan ruhun bedene saldırısı.

Şimdi vücudunuzu bir ülke, stresi ve travmayı da bu ülkeyi sarsan düşman müttefikler gibi düşünün. Otoimmün hastalık, bu düşmanın yol açtığı fiziksel altyapı hasarıdır; köprüler yıkılmış, yollar çökmüştür. Konversiyon ise, saldırının ardından organizasyonunuzu durduran vücudun iletişim ve elektrik ağlarıdır. İletişim kuleleri sağlamdır ama sinyal yoktur. İkisi de aynı saldırının sonucudur, birbirinden bağımsız değildir ve ülkeyi (bedeni) aynı anda felç etmiştir.

Stres ve travma kaynaklı yaşanan bağışıklık sistemindeki çöküş ile bağışıklık sistemi, “kendi” ile “yabancı”yı ayırt etme yeteneğini kaybeder ve antikorlar üreterek kendi dokularına saldırır. Tetiklenme sonucunda hücreler kontrolden çıkar. Bu durum kanıtlanabilir, ölçülebilir bir patolojidir. Psikiyatri ve nöroloji kesişiminde olan konversiyon bozukluk ise stres ve travmayı bilinç dışı süreç ile nörolojik semptoma dönüştürülmesidir. Sorun donanımda değil, yazılımdadır. Duygu – hareket merkezleri arasında iletişim artık bozulmuştur.

Bu iki durumun bir arada bulunması ise kısır döngü yaratır. Hasta, bir yandan “gerçek” bir hastalığa sahip olmanın yükünü taşırken, diğer yandan “semptomları zihninde” olmakla suçlanabilir. Semptom otoimmün hastalıktan mı, yoksa stresten mi?” ikilemi, kaygıyı ve çaresizlik hissini arttırır. Anlaşılamamak, “hastalık hastası” gibi görülmek, kişiyi içine kapatır ve sosyal izolasyon ile sonuçlanabilir.

Otoimmün hastalık ve konversiyon bozukluğu arasındaki bu bağ, bize çok önemli bir gerçeği hatırlatır: Ruh ve beden ayrılmaz bir bütündür. Birindeki yangın, diğerini mutlaka etkiler. Stres ve travma hem bağışıklık sisteminin kimyasal mücadele alanında, hem de beynin sessiz çığlığında aynı anda vücut bulmuştur.

Psikoterapi, stres yönetimi, mindfulness ve fizik tedavi gibi yöntemlerle, bu “iki cephede yaşanan zorluğa” aynı anda müdahale edilmesi hem bedenin altyapısı onarılabilir hem de ruhun iletişim ağları yeniden kurulabilir. Alınacak destek ile stres ve travmaya karşı verdiğimiz yanıtını dengelemek, hem bedenin hücrelerinde işleyişte somut düzelmeye hem de nöral- zihinsel iletişimi onarmaya yardımcı olur. Unutmayın, iyileşmek, vücudun yanı sıra, yaşanmışlıkların ve duyguların da şifasından geçer.

Cem İnak Klinik Psikoloji YL-Danışman

instagram.com/cem_inak

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

HABERE VERDİĞİMİZ EMEK

HABERE VERDİĞİMİZ EMEK

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil