FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Yazarlar 4.06.2024 211 Görüntüleme

Şair , Yazar

İyi Bir Yaşam ve Dünya için Okumalıyız

Yaşamda doğru tercihler yapmak her zaman için kolay değildir. Birey olarak kişisel yolculuğumuzda sıkça tercihler yapmak zorunda kalırız. Her tercih aynı zamanda yeni bir davranışlar silsilesini geliştirmemizi de beraberinde getirir. Tüm yaşamımızı etkiler her tercihimiz. Giyimden, yeme -içme alışkanlıklarımızın gelişimine, iş- meslek seçimlerimizden eş- arkadaş seçimlerimize kadar her önemli tercihimiz ve seçimimiz doğrudan doğruya yaşam yolculuğumuzun kalan kısmına yeni yön ve istikamet verir. Her önemli tercihimiz yaşamımızı daha güzelleştirebileceği gibi daha kötü duruma da yol açabilir.

Peki tercihlerde bulunurken insanı yönlendiren nedir? Neye göre tercihlerde bulunuyoruz ? Beğeni ölçülerimize, ret ve kabul ölçülerimize, estetik, etik, vicdan , muhakeme, muhasebe ve mukayese etme düzey – yetenek ve ölçülerimize göre tercihlerde bulunuruz ve bu temelde davranış örüntüleri geliştiririz. Bu saydıklarımızın her biri sahip olduğumuz veriler ile yani BİLGİ ile oluşurlar. Bilgi sahibi olmadığımız konularda doğru tercihler geliştirmemiz veya doğru işler yapmamız beklenebilir mi ? Elbette beklenemez. Bilgi edinmek kendiliğinden olan bir şey değildir. Edinmek için çaba gerekir. Eğitim aileden başlamalı, okulda sürmeli ve öte yandan birey de kişisel çabası ile bilgi edinmek için çalışmalıdır. Bilgi için okumak, okumak ve yine okumak gerekir.

Peki okumada nasılız ? Okuyan insanlar mıyız? Toplum olarak durumumuz nedir okuma hususunda? Bu konuda 2011 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığının yaptığı bir çalışma bizlere fikir verebilir. Kültür ve Turizm Bakanlığı kütüphaneler ve yayımlar genel müdürlüğünce yaptırılan araştırmanın sonucu “Türkiye Okuma Kültürü Haritası” adı ile rapor haline getirilmiş ve yayınlanmıştır. Bu uzun raporun detaylarına girmeden bir iki saptamayı almamız kafi gelir diye düşünüyorum. 26 ilde 6212 kişi ile görüşülerek oluşturulan rapora göre Katılımcıların % 75 ‘inin kitap okumadığı saptanmıştır. Katılımcıların % 25’inin ise ayda ortalama 1 kitap okuduğu saptanmıştır.

Bu oranları UNESCO’nun araştırma sonucunda da görüyoruz. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü ( UNESCO) tarafından yapılan son araştırmaya da atıfta bulunarak durumu anlamaya çalışalım. Almanya, İngiltere ve Fransa ile Türkiye nüfusunun yakın oluşunu da baz alarak bu üç ülke ile Türkiye’yi, yılda basılan ve yayınlanan kitapların sayısı üzerinden karşılaştıralım. UNESCO’ya göre ( ders kitapları hariç) Almanya’da 65 bin, İngiltere’de 48 bin, Fransa’da 39 bin kitap basılırken Türkiye’de 6 bindir Yine UNESCO’ya göre önem sıralamasında Türkiye’de kitap 235. sırada yer almaktadır. ( Kitap okumaktan daha önemli 235 konu ne ola ki !!). Toplumun % 75’i kitap okumuyor. % 40’ı hiç kütüphaneye gitmemiş. Gidenlerin çoğu da ders kitapları için gitmiş. Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25 adet iken Türkiye’de yılda 12 bin kişiye 1 kitap düşüyor. Yani Japonya’da 1 kişi yılda 25 kitap okurken Türkiye’de bu oran yılda 6 kişi 1 kitap okuyor şeklindedir.

Şimdi başımızı ellerimizin arasına alıp okumaya olan bu soğukluğumuzu ve uzaklığımızı düşünelim. Nasıl bilgi sahibi olabiliriz ki bu okuma düzeyimiz ile ? Peki bilgi sahibi olmaz isek yaşamda hem birey ve hem de toplum olarak tercihlerimizde nasıl doğru ve isabetli tercihler yapabiliriz ki?

Daha iyi bir dünya, daha iyi bir yaşam mümkündür. Ancak bunun olabilmesi için daha fazla bilgiye, bilgi için de daha fazla kitap okumaya ihtiyaç vardır.

Başka yazılarda buluşmak üzere.

Doğan Karaağaç

4 Haziran 2024

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil