Ana Sayfa Yazarlar 28.04.2026 64 Görüntüleme

Klinik Psikoloji YL-Danışman

Bir Çocuğun Görünmez Yaraları – 36 “Utancın Mirası”

Arkanıza yaslanın ve ailenizden dinlediğiniz hikayeleri bir düşünün. Size anlatılanlar hemen aklınıza gelmeye başlamış olabilir. Peki bunu düşünürken söze dökülmemiş anlatılanların hayatınızda etkisini sorsalar… tek çırpıda aklınıza gelen bir anı olur muydu, yoksa derinlerde bir yerlerde bir boşluk mu hissederdiniz?”

Her aile, kendi hikâyesini anlatır gibi görünür; oysa çoğu zaman, anlatılmamış hikâyelerin yankısını taşır. Bazı sessizlikler, söylenmeyen bir cümleden değil, nesiller boyu süre gelen bir utanma duygusundan doğar. Bir evin içinde kimsenin konuşmadığı ama herkesin hissettiği bir hava vardır. İşte bazen o hava utancın mirasıdır. Ve çocuk nesiller boyu aktarılan her duygunun en genç mirasçısıdır.

Evet, utanç miras bırakılır, çünkü duygular da genetik kadar güçlü bir aktarım yolunu bulur. Annenizin, “üzülmeyin” diye gözyaşlarını içine akıttığını ya da babanızın, “zayıf görünmemek” için sessizleştiğini fark etmişsinizdir. Çocuk olarak yapılacak tek şey bu sessizliği miras almaktır. Duyguları saklamayı, güçlü görünmeyi, “ayıp” olanı gizlemeyi çoktan öğrenmişsinizdir. Ama bu öğrenme, ruhunuzun derinlerinde ağır bir yük yaratır: Görülmeden yaşamak.

Birçok çocuk için utanç, ilk olarak sevgiyle karışık gelir. Utanç ve sevgiyi birbirinden ayırmak sudaki oksijen ve hidrojeni ayırmak gibidir. Mesela küçükken bir hatasını yaptığında, “ayıp değil mi?” sözü; çocukta sevgiden kopmamak için itaate açılan kapıdır. Ve çocuk, sevilmenin bedelini ‘’sessizce kabul’’ olduğunu zanneder. Yıllar sonra aynı sessizliğini kendi çocuklarına aktarır, çünkü “ayıp” onun içinde büyüyen görünmez bir yasa haline gelmiştir. Utanç ve sessizlik kimsenin fark etmediği ama herkesin taşıdığı bir miras olarak soyadı gibi elden ele geçer.

Aile içindeki utanç mirası, çoğu zaman duygusal dürüstlüğü engeller. Bir anne çocuğuna, “ağlama” derken belki de kendi acısına tahammül edemez. Bir baba, “erkek adam korkmaz” dediğinde, kendi çocukluğunun korkularını bastırmaya çalışmaktadır. Çocuk ise, ebeveyninin tamamlanmamış hikâyesinin mirasçısı olur. Ailede bir sessizlik zinciri fark edilmeden hissedilerek oluşur. Bu zincir, görünmez bir öğretmen gibidir: “Duygularını gizle, kusursuz ol, dışarıya belli etme” öğretisinin temelinde “Bizim ailede zayıflık ayıptır.” mirası vardır. Çocuğun kalbinde ise bastırılan her duygu içten içe yankılanmaya devam eder. Bu yankılar zamanla kulakları sağır eder ve kalpte bir donukluk oluşturur.

Utanç mirası, yalnızca bireysel değil, kolektif bir öğrenmedir. Toplum, “ne derler” cümlesini evlerin içine sızdırır;
anneler, kızlarına “elalem duymasın” der, babalar, oğullarına “gururunu koru” diye fısıldar. Duyguların akması gereken yerlerde duvarlar örülür. Aile, sıcak bir yuva olmaktan çıkar; içinde sessizliklerle dolu bir duygu mezarlığına dönüşür.

Bir nesil, konuşmayı seçtiğinde; bir anne, gözyaşını saklamadan döktüğünde; bir baba, korktuğunu itiraf ettiğinde bu döngüler kırılabilir. Zincir çözülmeye başlar. Mezarlıklarda çiçekler açar. Utanç, ondan bahsedildiğinde gücünü kaybeder.
Paylaşıldığında insanlaşır. Bir çocuk, o evin içinde ilk kez “Ben utanmıyorum.” diyebildiğinde, geçmişin mirası hafifler.

İyileşme, o mirası fark ederek reddettiğimizde o ilk kişinin iç sesiyle başlar: “Bu bana ait değil. Bu, bana miras kalmış bir duygu.” Bir çocuğun görünmez yaraları bazen kendi değil, ailesinin taşımayı unuttuğu yani miras bıraktığı duygulardır. Utanç mirasını dönüştürmek hem bireyi hem de tüm aile hikâyesini onarır. Çünkü bir aile utancını dönüştürdüğünde, sevginin sesi ilk kez tek başına yankılanır. İşte o zaman, o evde sessizlik artık bir bastırmanın değil, huzurun sesi olur. “Gerçek miras, sessizliği değil; sevgiyi aktarabilmektir.”

Cem İnak
Klinik Psikoloji YL – Danışman
instagram.com/cem_inak

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

YEREL BASIN VE İŞLEVİ

YEREL BASIN VE İŞLEVİ

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil