Ana Sayfa Yazarlar 28.04.2026 49 Görüntüleme

Şair , Yazar

KÖTÜCÜL İNSAN DOĞASI ÜZERİNE TEZLER

(Pragmatizm ile sosyalizmin kavgası -4)

Bu iki karşıt yaşam felsefesinin, Pragmatizm ile sosyalizmin, mücadele arenasında dayandıkları şey, kavganın öznesi “İnsan”dır.
Peki insan ve doğası hangi eğilime ve felsefeye daha yatkındır ?

Şu iki soruyu günümüz Dünya’sının içinde bulunduğu duruma bakarak kesin bir biçimde yanıtlayabiliriz.
Sorular ;
İnsan doğuştan kötücülmüdür, İyicilmidir?
Pragmatik felsefenin benimsenmesinin sebebi nedir?
Bu iki sorunun cevabı iki tane cevap şeklinde değildir.
İki sorunun tek bir cevabı vardır.
İnsan türü doğuştan kötücül doğar.
Böyle olunca da sonuç değişmez, iki soruya ayrı cevap geliştirmek gerekmez.
Bu cevabın sınanması, test edilip sonucunun görülmesi için Dünya’daki her bir toplumun yaşadığı kötü yaşamı ( eşitsiz, kaotik ve nevrotik toplumlardan oluşan bir insan popülasyonu gerçeği ) görmek yeterlidir.
Mutsuz ve sağlıksız toplumlardan oluşan dünya gerçekliği tezimizi kanıtlamak için hem yeterli hem de fazladır.
Doğuştan sonra insan popülasyonunun azınlık bir kısmı bilgi ve düşün zenginliğine ulaşınca kötücül özlerini zapturapta alarak iyicil insana dönüşürler. Bunlar her zaman için, tarihin her döneminde vardılar, varlar ve var olacaklar. Ancak ne yazık ki bunlar azınlık olurlar her dönemde.
Çünkü ana kaynak hep kötücül olarak akmaya devam etmektedir.
Yani her doğan insan doğduğu anda bencil ve çıkarcı doğmaktadır.
Toplum yaşamı içinde iyi yanların egemen hal alması bazılarımızın iyi insana dönüşmesi onda bir ( hadi daha iyimser olalım onda iki ) dolayında ancak olabilmektedir.
Azınlıkta kalındığı için de iyicillerin iyi düşünceleri toplumun tümü- çoğunluğu tarafından kabul görmez. İyicillerin iyi fikirleri çoğunluğun gerici, bencil- kötü doğasının duvarına çarparak önü kesilmiş olur.
1850’lerden itibaren iyicil- toplumcu düşünce ile çıkarcı- bencil ve kötü pragmatik felsefenin kavgası sınırlı ve seyrek olmaktan çıkarak, sistemli fikirler halini alması hasebiyle kıyasıya ve yüksek gerilimli bir kavgaya dönüştü.
Barikat savaşlarından iktidar alaşağı etmelere, iki büyük dünya savaşından, Büyük Ekim Devrimine ve lokalde pek çok halk özgülünde yoğun ve sert mücadeleler gelişti ve yaşandı.
İki asırlık bu amansız kavga ve çatışmada iyicil olanların fikirleri – sosyalizm felsefesi- toplumcu perspektif yenildi.
Aslında bu iki yüzyılda olup biten şey ; toplumcu iyicil fikirlerin muhafazakar ve kötü- bencil insan doğası duvarına toslamasından başka bir şey değildir.
Tözü şudur; Beher insan sadece kendini sever, kendisi için her şeyi ister. Merkez kendisidir. Toplum- yani başkası onun umurunda değildir.
Ya da daha isabetli ve anlaşılır kılmak adına şöyle formüle edelim; Başkasına olan ilgisi ve verdiği değer, umurundalığı hususu, başkasına ilgisi, kendi bencilliğine yaradığı ölçüdedir ve yaradığı yere kadardır.
Hal böyle olunca da iyicil fikir ve girişimlerin ömrü uzun olamaz. İyicillik iktidar olduğunda onun daimiliği söz konusu olamaz.
Son iki asırda türümüzün yaşamı ve pratiği bu durumu apaçık ve berrakça kanıtlamış bulunuyor.

Devam edecek.

Doğan Karaağaç

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

ÜMİT ÖZDAĞ & SİNAN OĞAN..

ÜMİT ÖZDAĞ & SİNAN OĞAN..

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil