Ana Sayfa Yazarlar 18.05.2026 134 Görüntüleme

1985 yılında Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Lisans, 1989 yılı Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Lisans mezunu. Konya, Hakkari, Safranbolu Devlet Hastanelerinde Diyetisyen olarak çalışıp, 2005 yılında emekli oldu.

ÖZEL EĞİTİM VE REHABİLİTASYON MERKEZLERİNDEKİ UYGULAMALAR

Bugün küçüklümden bahsedeceğim sizlere. Küçüklüm benim kızım! Onu geçe hafta Kuşadasındaki iki özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinden birisine başlattık. Bugüne değin bir çok okula gitti. Bunların çoğu Ankara’da olmakla birlikte, en uzun süreyi Safranbolu’daki teşkil ediyor. Şimdi ise Kuşadasındayız. Buranın yöneticileriyle olan görüşmelerimiz bizde oldukça pozitif izlenimler bıraktı. Yönetici Zeynep hanımın ailelerle olan diyoloğu, ilgi ve alakası görülmeye değer!

Dediğim gibi biz, şimdiye değin birçok özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine gittik. Ankara’daki okullara gitmesi onun için iyi olur düşüncesiyle, ben emekli olduktan sonra, Ankaraya yerleştik. Ankara’da dört okula devam ettik. Dördüncüsünde her şey çok güzeldi. Öğretmenimiz mükemmel, kurum da mükemmel görünüyordu fakat cicim zatürre başlangıcı oldu ve aylarca iyileşemedi. Üç ay boyunca antibiyotiklerden kurtulamadık ve Ankara defterini kapatmak zorunda kaldık. Kapatmak zorunda kaldık çünki kış mevsiminde cicim gezme ihtiyacını avm’lerle karşılıyordu. Alış veriş merkezlerinin cicim için hastalık demek olduğunu, çok uzun süren hastalığıyla öğrenmek zorunda kaldık!

Kızımı eğitmek adına, Ankara’da ve Safranbolu’da gittiğim her okulda, ben de bir şeyler öğrendim. Elbette kendi bireysel çabalarımla da öğrendiğim çok şey oldu. Tüm bu öğrendiklerimle ve ona ait öğrendiklerimle ona bir şeyler öğretebildim. Nasıl ki tıpta hastalık yok hasta vardır kuralı varsa, eğitimde de benzer bir durum vardır elbette. Ankara’da olduğumuz vakitler, konuşma terapisi ağırlıklı olan bir özel eğitim merkezine de devam ettik. O zamanlar benim ciciciğim henüz konuşamıyordu. Gittiğim her merkezden bir şeyler öğrendim diyebilirim.

Özel eğitim alması gereken çocuklara eğitimi devletimiz, ayda 8 ders bireysel 4 ders grup eğitimi olarak planlamış. Bu kadar ders saatinin çok çok çok yetersiz olduğu elbette gün gibi aşikardır. Hiçbir öğrenme güçlüğü olmayan ilk okul çocuklarımızın, yahut anaokuluna giden çocuklarımızın saatleriyle mukayese edildiğinde ders saati olarak devede kulak kalıyor. Elbette devletin gün boyunca özel eğitim verdiği devlet okulları da var, yok değil. Ne var ki, pek çok çocuk bundan yararlanabilecek düzeyde değil! Değil çünki buralarda bireysel eğitim yok! Öğrenme güçlüğü olan birisinin eğitilmesi ve öğretilmesi büyük ölçüde bireysel eğitimle mümkün olabiliyor. Bu nedenlerle bireysel eğitim ders sayısının çok daha fazla olması gerekiyor, bununla birlikte devletimizin imkanları ölçüsünde uyguladığı bu planlama da bizler için çok çok değerli. Bu durumda ders sayısının azlığını biz ebeveynlerin telafi etmesi gerekiyor!

Çocuklarımızın ders saatlerinin yetersizliği eğitimin evde devam etme gerekliliğini daha çok öne çıkartıyor fakat adı üstünde bu eğitim bazı özellikleri olan bir eğitim. Özel eğitim metotlarını öğrenmek için öğretmenler dört sene yüksek okulda okuyor! Bizlerin konuya hakim olması gittiğimiz merkezlerle işbirliği içinde olmamıza mümkün olabiliyor. Öğretmenlerle kurulan diyaloglarımızla ve öğretmenlerin öğretmek istediği konuyu nasıl işlediğine bizzat tanıklık ederek, benzerlerini evde yapmak mümkün olabiliyor. Daha önce özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerindeki dersleri veliler sınıflardaki mevcut kamera vasıtasıyla seyredebiliyorlardı. Bu, hem derslerde çocuklarımıza uygun olmayan davranışları engellemeye yarayan bir uygulamaydı, hem de çocuklara ailelerin nasıl eğitim verebileceğini gösteren, öğreten bir uygulamaydı!

Derslere tanıklık etmek, ailelerin özel eğitim yöntemlerini öğrenmelerini sağlayan önemli bir unsurdu fakat şimdi sınıflardaki kamera sistemleri okullardan kaldırılmış! Nedenini sorduğumda, okul yöneticisi bakanlık istemiyor diyor. Öğretmenlerin özel hayatına müdahale oluyormuş. Ders vermek, birisi için nasıl özel hayat oluyor, kuşkusuz bunu anlamak mümkün değil! Eğitim ve öğretim bir kamu hizmeti değil midir? Hukuktaki prensip ve kurallara derinlemesine vakıf birisi miyim. Düz mantıkla olayları değerlendirdiğimi söyleyebilirim. Paparaziler ünlülerin videolarını kamuya açık alanlarda çekip yayınladıklarında hiçbir sorun teşkil etmiyorken, kamu hizmetinin ifşasını çekmek ve konuyla yakından ilgili kişilere seyrettirmek niye sorun oluşturuyor anlamakta zorluk çekiyorum. Derslerde çocuklarımıza karşı yapılabilecek olan olumsuz davranışları görmemiz de böylece engellenmiş oluyor ki, bu konu da çok önemli! Çok önemli çünki çocukların pek çoğu bunu ailelerine anlatabilecek yeterlilikte değil. İçim acıyarak ve yanarak söylesem de hemen hepsi için ağzı var dili yok dememiz mümkün! Olmaz öyle şey diyorsanız eğer, her gün nerelerde neler olduğunu ve geçmişte üç kez böyle durumlarla karşılaştığımı söylemek isterim! Üstelik böyle durumlarda, sınıflarda kamera olması, öğretmenlerin kendini aklaması için de tek kanıttır!

Çocuklarımıza öngörülen derslerin sayısı bu derecede yetersizken; bu açığı kapatabilmek için, ailelerin eğitilerek devreye sokulması da böylece engellenmiş oluyor. İki mesleği olan ve bu mesleklerden birisi öğretmenlik olan birisi olarak; özel eğitim için eğiticinin özel donanımları olması gerektiğini anlamama ve kendimi bu alanda geliştirmeme, kızımın okullarında seyrettiğim derlerslerin katkısı çok büyüktür. Derslere birebir tanıklık etmek aileler ve çocukları için bir lüks değil gerekliliktir! Bu yanlış uygulamadan en kısa zamanda dönülmesini umut ediyorum ve bir başka kamera sorununa değinmek istiyorum.

Sınıflardaki kamera çekimleri kaldırırken her ders için çocukların okula giriş görüntüleri sistemleştirilmiş. Sistemde çekilen görüntüler milli eğitim bakanlığının veri tabanına gidiyor. Gitmesine gidiyor ne var ki sistem istenilen düzeyde verimli çalışmıyor. Çocukların görüntüsü yerine başka insanların örneğin velilerin görüntüleri kameralarda görünüyor. Tanımlı olan çocukların görüntülerini çekmekte sistem olması gerektiği düzeyde maalesef işleyemiyor. Sesleri çekmemesi gerekirken sesleri de çekiyor. Hem okul yöneticileri hem de çocuklar sıkıntıya girmiş durumda. Çocukların defalarca kamera önünden geçmesi, kamera önünde beklemesi gerekiyor fakat bu çocukların bu gerekliliği anlaması oldukça zor! Anlamadıkları için psikolojik olarak yıpranıyorlar. Elbetteki zaman içinde aksaklıklar giderilecektir fakat merkezlerin çokluğu aksaklıkların bir an önce giderilmesi sürecinin önündeki en önemli engeli teşkil ediyor.

Tüm bunlar göz önüne alındığında sınıflarda çekilen görüntülerin sisteme yüklenmesi çok daha mantıklı bir tutum olmaz mı? Sınıflarda çocuk ve öğretmen haricinde birisinin görüntüye girmesi mümkün değilken ve dersin verilip verilmediği, ne ölçüde verildiği bu yolla çok daha iyi denetlenebilecekken, var olan kameraları toplayıp, okul girişine yerleştirilen kameralarla denetlemeyi sağlamaya çalışmak ne derecede realist bir tutum bilemedim! Üstelik sınıf kameralarına geri dönüldüğü takdirde; ebeveynlerin dersleri seyretmesi sağlanarak, ailelerin eğitim konusunda ehil olmaları gibi bir üst menfaatten de çocuklar mahrum kalmamış olacaklar! Yani bir taşla iki muş, hatta üç muş, dört muş vurulabilecek. Muş diyorum çünki kuşların vurulmasına karşıyım! Yazımı her zamanki gibi sevgilerimi göndererek, minik bir şiirimle bitirmek istiyorum

ŞÜKÜR
Susma tatlım konuş ….
Bir şey de.
Ne olur, bir kere anne de.
Bekledim
bekledim
bekledim.
Demedin!
diyemedin.
Ne de çok bekledim…
Şimdi diyorsun ya,
Şükür Allahıma.
Başka şeyler de söylüyorsun.
Şükür Allahıma.
Bazı başka şeyleri de,
Hala söyleyemiyorsun!
Şükür buna da,
Allahıma!
Dyt. Güner Erbay

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

SEVMİŞ

SEVMİŞ

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil