Ana Sayfa Gündem 30 Nisan 2026 110 Görüntüleme

Kuşadası Kent Meydanına ATATÜRK HEYKELİ

Dünyanın dört bir yanında; Tokyo’dan Santiago’ya, Havana’dan Prag’a kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelleri, bir milletin küllerinden doğuşunun ve evrensel bir aydınlanma devriminin sembolü olarak yükseliyor.
Ancak üzülerek tanık oluyoruz ki, kendi topraklarımızda bu heykeller zaman zaman cehaletin ve saldırıların hedefi haline geliyor. Oysa bir meydandaki Atatürk heykeli, sadece bronz bir figür değil; o kentin Cumhuriyet değerlerine olan bağlılığının ve tarihsel bilincinin dışavurumudur.
Bugünlerde Kuşadası, yeni kent meydanına dikilecek heykel için iki seçenek arasında bir seçim sürecinde: Elinde bastonuyla sivil bir Atatürk mü, yoksa şahlanmış bir at üzerinde Başkomutan mı? Bu seçimi yaparken, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük ustaların ellerinden çıkan heykellerin taşıdığı o derin sembolik dili hatırlamakta fayda var.
Tarihin Bronz Belleği: Üç Tür, Üç Anlam
Cumhuriyet estetiği, meydanlara yerleştirilen Atatürk heykellerini üç temel aşamaya göre kurgulamıştır. Her biri, bağımsızlık hikâyemizin bir dönüm noktasını temsil eder: Samsun (19 Mayıs 1919) – Şahlanan At: Atın iki ayağının havada olduğu o muazzam duruş, “İşgale Direnişi” ve uyanışı temsil eder. Samsun’daki o figür, bir halkın öfkesini ve şahlanışını müjdeler. İzmir (9 Eylül 1922) – Tek Ayak Yukarıda: Atın tek ayağının havada olması, bir hareketin tamamlandığını, yani “Zafer”i temsil eder. Düşmanın denize döküldüğü günün, 9 Eylül’ün bir simgesidir. Ankara (29 Ekim 1923) – Dört Ayak Yerde: Atın dört ayağının da yere sağlam basması, “Devletin Kuruluşu” demektir. Bu duruş dünyaya şu mesajı verir: “Buradayız, kök saldık ve bir yere gitmiyoruz!”
Kuşadası’nın Seçimi: Sivil Kimlik mi, Epik Duruş mu?
Kuşadası gibi modern, dünyaya açık ve turizmin kapısı olan bir kentte yapılacak seçim, kentin vizyonunu da yansıtacaktır. Sivil giyimli, elinde bastonuyla tasvir edilen Atatürk; devrimlerin sosyal hayata yansımasını, barışı ve “Cumhuriyet’in sivil yüzünü” selamlar.
Öte yandan atlı heykel, yukarıdaki tarihsel kodlarla birlikte düşünüldüğünde, direnişin veya zaferin ebedi hatırlatıcısıdır.
Bir şairin duyarlılığı ve bir vatandaşın sorumluluğuyla bakıldığında görülüyor ki; heykelin formundan ziyade, onun temsil ettiği ruhu korumak asıl meseledir. Dünyanın saygı duyduğu bir lidere, kendi evimizde saldırıların olması vicdanları yaralarken, Kuşadası’nın bir meydanda Atasıyla buluşma heyecanı umut vericidir.
Meydanlar kentin hafızasıdır. Oraya konulacak eser, gelecek nesillere “Hangi Atatürk’ü anlatmak istiyoruz?” sorusunun cevabı olacaktır. Direnen mi, zafer kazanan mı, yoksa sivil devrimleri ve barışı kucaklayan mı? Karar ne olursa olsun, o anıtın gölgesinde Cumhuriyet’in ışığı sönmeden yanmaya devam edecektir.
Ali Gençli

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site web sitesi kurma webmaster By Uzman Tescil